İyi şeyler mi oluyor?, kötü işler mi oluyor? Biliyoruz, her gün hayat yeniden başlıyor onu biliyoruz.

Güzel anlar, güzel günler yaşıyoruz, 11 ayın Sultanı günleri bitirmeye başladık, bugün ayın 23 ü.

23 Mayıs bizler için güzel bir gün, bir Cuma günü öğleden sonra dünyaya gelmişiz, o gündür bugündür inişli çıkışlı bir hayat sürüp gidiyoruz.

Ne derler?; yalan dünyaya geldik oyalanıp gidiyoruz, yalan dünyada gün sayıyoruz, zaman öldürüyoruz, burada yaşadıklarımızın karşılığını ebedi dünyada alacağız.

Kimisi çok yaşar, kimisi az yaşar ama her canlı mutlaka ölümü tadacaktır.

Bu  dünyayı tarif ederken çok güzel söz söylenmiş; “ bu dünya Sultan Süleyman’a da kalmadı ki sana kalasın, neden insanlara zulüm yaparsın?.

Mal sahibi, Mülk Sahibi hani bunun ilk sahibi?. Mal da yalan, Mülkte yalan, al birazda sen oyalan. Bu sözler yalan dünyanın gerçeklerini anlatıyor.

Ne kadar malın mülkün varsa bunların hiçbir önemi yok, mal seni oyalamak için vardır, önemli olan oyalandığın dönemde insanlık için ne yaptın?, sorusuna ahirette cevap verebilmek önemlidir.

İnsan yaşadığı sürede düz çizgide ne kadar yaşayabilir?, biz hiç yaşamadık, hep inişli çıkışlı yollarda hayatımız geçti, bir günümüz bir günümüzü tutmadı, bazen zirveye çıktık, bazen tökezleyip aşağı salını verdik.

20 sene önce farklı bir yaşantı vardı, bugün farklı bir yaşantı.

15 sene önce atı, arabası, evi olmayanın bugün arabası da var, evi de var hatta evleri de var, her varlığın bir bedeli olacaktır, sanırım bedel ödemeye başlamak gerekir.

Güzel bir zamanı, güzel yaşamak, yani huzurlu ve mutlu yaşamak gerekiyor, yaşamak için kendimizi inzivaya çekmek gerekiyor.

Öyle günde yaşıyoruz ki tek başına bir hayatın olmadığını, sağına bakınca farklı renkler, soluna bakınca farklı renkleri görüyorsun, her rengi seçerken bir oltaya takılıyorsun!.

Oltaya takılmamak mümkün değil, oltaya takılınca kurtulmak kolay değil, çırpınıp duruyorsun.

Dünya nimetleri insanları çoğu zaman zalim yapıyor, kindar yapıyor, acımasız yapıyor, renkleri ayırmaya çalışırken, oltaya da takılıyorsun, Oltadan kurtulmak için bir sağa, bir sola yalpa yapıp duruyorsun.

Sağa sola yalpa yaparken güzel bir anıyı paylaşalım, biraz tebessüm edelim.

Güzel bir anı

Gününüz güzel, sağlığınız yerinde olsun.

Birde gülmeniz için bir gerekçe;

 

Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar,

Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır

Ayşe Hanım

Beni tanıyor musunuz ?

 

Yaşlı teyze cevap verir;

“Ah evet Avukat Bey sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum

Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız

Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 lira fazla kazanmak için herkesi satarsınız” der.

Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur

Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar;

“Peki Ayşe Hanım, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz ?” der.

Kadın yine cevaplar;

“Elbette tanıyorum

Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım

Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir

Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor” der.

Yine herkes şokta

Bütün salonu bir uğultu kaplar.

Mahkeme Hakimi kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek

kulaklarına şunu fısıldar;  Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız anam avradım olsun ikinizi de harcarım” der!.

Eh işte bir anı, nerede, ne zaman yaşandığı belli değil, ama gülümsediğini biliyoruz.

Gününüz güzel, sağlığınız yerinde olsun.

Cenabı Allah, sağlıklı, mutlu, huzurlu günler versin, bir Ramazan ayının sonuna kadar dostça, kardeşçe ve insanca yaşamayı nasip etsin.

Günün Sözü: KÖRDEN DEĞİL NANKÖRDEN, YÜZSÜZDEN DEĞİL İKİ YÜZLÜDEN, TİPİ BOZUKTAN DEĞİL SÜTÜ BOZUKTAN KORKACAKSIN”