ATALARIMIZ NE GÜZEL SÖYLEMİŞ. “Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir”.

Bizler halk olarak yeni Korona Virüs yasaklarını hak ettik.

Var olan hastalığı yok sayarak ve ukalaca hareket ederek o güzel günlerin nasıl boşa çıktığını anlamış olduk.

Korona Virüsünden korkanlar, var olan hastalığı bilenler ne yazık ki bu hastalığın yayılmasına neden oluyorlar.

Üzülerek ifade etmek sterim, geçen gün bir arkadaşla sohbet yaparken şu sözleri sarf etti; “adamın sokağa çıka yasağı varmış evinde Pozitif çıkan olduğu halde adam işyerine gelmeye devam etmiş” deyince şaşkınlık yaşadım.

Arkadaşa;  “kim bu söylermisin” dediğimde, bana; “ben ispiyonculuk yapamam” dedi, ısrarla kendisine şunu ifade ettim; “tamamda sen bana söyleyeceksin, bunu başkaları da biliyor mu?” dedim, bana; “evet biliyor onlarda suskun kaldı” dedi. Ne kadar ısrar ettimse söylemedi, kendisine; “bak bana söylemezsen seni şikayet ederim” dedim, “sen bilirsin” dedi ve konuşmayı bırakıp yanından ayrıldım!…

İşte böyle bir süreçten geçtik. Bu ülkede hastalık biter mi?.

Devlet asla taviz vermemeli, kimin canı çok yanacaksa yansın ama, masum insanların canı yanmasın.

Caddede, sokakta, işyerinde sigara içmek yasak, kahvelerde zaten yasak idi, peki bunu dinleyen odlumu?, tabi ki hayır.

Bazı insanlar kendilerini bulunmaz Hint Kumaşı sanıyor, “ben canımın istediğini yaparım” der gibi.

Buyurun yapın bakalım, hatta bundan sonra her tarafınıza Kına da yakabilirsiniz!.

Küçük esnaf feryat ediyor, kahveci feryat ediyor, Çorbacı feryat ediyor.

Bu feryatları anlamamak, dinlerken üzülmemek mümkün değil, lakin Devletin Cumhurbaşkanı ve sağlık bakanı adeta feryat ederken onların sesine kulak vermeyenler, bugün feryat etmeye hakları yoktur. İstisnalar ayrı.

Bizim derdimizde bu zaten.

Suçu günahı olmayan çocuklara, insanlara hastalık bulaşmasın diye feryat eden devlet yetkililerinin sesine kulak kapatanlar bugün onların sayesinde millet olarak yasakların içine girdik.

Cuma akşamı başlayıp Pazar günü son bulacak olan sokağa çıkma yasağına millet olarak uymak mecburiyetindeyiz, bu işin artık şakaya gelir tarafı yok.

Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir”. Bundan daha anlamlı ve güzel söz var mı?.

İnsanca, efendice sözlere kulak tıkayanlara, daha ciddi uyarılar yapıldı, yine olmadı, bütün uyarılara rağmen “ben canımın istediğini yaparım diyenlerin sayısı halen çok fazla.

Sigaranın nerelerde içileceği belli, peki uyan var mı?.

Sigaranın içilmemesi gerektiğini, içen kişiye “kardeşim burada sigara içilmiyor” dediğinizde,  “ben içerim, TİRYAKİYİM” diyor!.

Vallahi, Billahi bu Korona hastalığı var ya, oda insanlara hasta!. İnsanlara aşık, ilk önce nefes borusundan giriyor, sonra Burun deliğinden girmeye çalışıyor ve de başarıyor.

E ee sonra?.

Sonrası malum, insanın Çiğerlerine kadar sokuluyor.

Çiğerlerinde yarattığı tahribatı bütün beyin hücrelerini yok etmek için mücadeleye giriyor.

Sonra ilk hamleyi Boğazından girerek yapmıştı ya, tekrardan boğaz tahribatını başlatıyor, sonra hem boğazdan, hem de burunda başlattığı tahribatla nefesin kesilmesini sağlıyor, sonrası malum, acılar içinde son nefes veriliyormuş!…

Hamama giren terlermiş!.

Bizi Hamama sokanlar utansınlar, ne oldu peki 1-2 dakikalık duman zevki için ülkenin geleceğini karartmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

Ülkemizde bu yasakların devam etmesi veya başlamasından %30 civarında memnun olmayan bir kesimin olduğuna inanıyorum, %70 i halinden memnunlar, hele birde maaşlarını alıyorsa, geçinme derdi yoksa değme keyiflerine!.

Bu ülkede %70 i bedavadan hayat yaşamayı seven bir kitle var, bu ülkede çalışmayı seven %30 insan var.

Sakın ha mızıkçılık yapanların sözlerine inanmayın.

Şimdi yasaklar varya, bu yasakların içine “işyerleri tatil, çalışmak belli süre durduruldu, hesaplarınıza para yatacak ama sokaklarda dolaşmak yok, tatil yerlerine gidin, ormanlarda dolaşın, yaylalarda ve sahillerde olun ama caddelere çıkmayın” dense, inanınız bu %70 kesimin keyfine diyecek olmaz, amma %30 insan çalışmada yaşanacak sözlerine üzülürler.

Geçen gün bir arkadaşlarla iş yerinde oturuyordum, arkadaşın yanına bir misafir geldi, bir hayli sohbet yaptı, konuşmaları içinde şu sözler geçti; “her gün 15 dakika fazla çalıştığım oldu, bunu tazminat olarak almak istiyorum” dedi.

Başka söze gerek var mı?, sanırım bu sözler %70 in yaşantısından bir kesit.

Peki;  bu “15 dakikalık fazla mesai yaptım” diyenlerin iddiası mahkeme tarafından kabul görecek mi?, buna hiç kimsenin şüphesi olmasın!. Hatta hiç çalışmadan  maaş aldığı günler içinde; “ben paramı alamadım” derse işte o zaman işiniz daha da kötü!. Maaş almadan çalışan bir kişi varmıdır?.

Şimdi devletiz Korona Virüsü nedeniyle bazı kesimlere çalışmadan para verecek. Çalışmadan parayı alınca; bunu ben hak etmedim, bunun telafisini devletime ve milletime nasıl geri öderim” diyen olur mu?.

Geçen gün bir arkadaş anlattı, gariban bir aile hasta akrabasına bakmış sonra hastası iyi olmuş, derhal ilgili kuruma giderek; “artık hasta iyi oldu, evde bakım parasının kesilmesini istiyorum” demiş, kurum yetkilileri şaşkın içinde, eve gitmişler, en alt seviyede olan bir konut her şey sıradan ama evde kalan insanlar samimi aldıkları her kuruş için devletine dua eden insanlar.

Yetkili; “paraya ihtiyacınız yok mu?” demiş, Ev sahibi; “var ama günlük çalışıp kazanır geçimimizi sağlarız, Allah devletimizden arzı olsun” demişler ve konu kapanmış!.

Sanırım bu insanlar %30 un dışında, Allah bu aileye çok özel hayat tarzı vermiş!.

Kimisi devletin koyduğu kurallara uymaz, devletin verdiğ parayı az bulur küfür eder, hakaret eder.

Bazı insanlar vardır, kendilerine verilen yardımın süresinin dolduğunu bilir ve verilen yardımın durmasını ister, devletin bütün kurallarına da uygun hayat yaşar.

Günün Sözü: Nush İle Uslanmayanın Hakkı Tekrir, Tekrir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir.