Gerçekleri ortaya koymak vicdani bir sorumluluktur.

Zaman zaman bu satırlarda gerçekleri yazmaya devam ediyoruz, gerçekleri yazmak ve ortaya koymak vicdani ve insani bir sorumluluktur.

Geçen günlerde  rahmetli olan Vecihi Hürkuş beyefendinin kısa hayat hikayesini yazmaya çalıştık Vecihi bey 1896 yılında İstanbul’da doğmuş, 1969 yılında vefat etmiştir, bu kısa ömründe Türk Milleti ve Devleti için çalışmış vatansever bir dahidir.

Yani; Vecihi Hürkuş (6 Ocak 1896, İstanbul – 16 Temmuz 1969), Türk pilot, mühendis ve müteşebbis. Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biridir, Türkiye’nin ilk uçak tasarımcısı ve üreticisidir, Türkiye’nin ilk yerli uçağını üretmiştir.

Vecihi beyin hayat hikayesini okuyunca bu ülke  insanlarının ne kadar çalışkan ve deha olduğunu görüyoruz, lakin Mucit ve Deha olan insanlara tarihi süreç içinde sahip çıkılmadığını da anlıyoruz.

Vecihi bey bir Osmanlı insanı 1896 yılında doğmuş, Osmanlı Devletinin imkanları ile okumuş, kendisini yetiştirmiş önemli bir insan, sonra  Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Devletine mükemmel hizmetler yapmak üzere kollarını sıvamış ve ilk Türk Uçağını yaparak doğduğu vatan topraklarındaki milletine hizmet yapmaya başlamıştır.

Vecihi beyi anlamak için şu küçük ayrıntı bile çok önemlidir.

Vecihi bey 1. Dünya Savaşı’na katıldı, yaralanınca İstanbul’a dönerek Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girerek Pilot olarak mezun oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında pilot brövesi alarak 7. Tayyare Bölüğü’nde Ruslara karşı harekata katılan Vecihi Bey, başarılı keşif ve bombardıman uçuşları yapmış ve bu arada girdiği bir hava muharebesinde bir Rus uçağını indirmiştir.

Vecihi Hürkuş, uçak düşüren ilk Türk Tayyarecidir, daha sonra Ruslara esir düşen Vecihi Bey, Hazar Denizi’nin Azerbaycan kısmında bulunan Nargin Adası’ndan yüzerek İran üzerinden kaçmayı başarmış ve yurda dönerek 1918 yılı yaz başında Yeşilköy’de konuşlanmış bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğü’nde görev almıştır”, sanırım bu kısa yaşam süreci bile Vecihi beyin ne kadar Vatansever olduğunu gösteriyor.

Hani günümüzde Osmanlı Devletini karalamak isteyenler Vecihi beyin 1896 yılında doğduğunu, Osmanlı İmparatorluğunun bir evladı unutmamalıdır.

Vecihi bey Osmanlı evladı olarak doğdu, eğitimine başladı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir ferdi olarak hayatına devam etti, ilk Türk Uçağını yaptı, savaşlara Türk evladı olarak katıldı, Vatansever bir Türk evladı olarak ülkesine hizmetin en mükemmelini yaptı, mücadele etti, ülkesine hizmet yaparken sürekli engellerle karşılaştı.

Şu notların altını Kırmızı Kalemle çiziniz ve birkaç defa okuyunuz!. Vecihi bey “Savaştan sonra İzmir’de yeni Tayyarecileri eğitmeye başlar. Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilir. Hizmeti karşılığı uçağa “VECİHİ” adı verilince, uçak inşa etmek düşünceleri canlanır. İzmir Seydiköy Hava Mektebi’nde, bugünkü Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı, uçak yapımı projesine devam eder. 1923’te ganimet olarak Yunanlardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağını imal eder. 28 Ocak 1925’de “VECİHİ K-VI”adını verdiği uçağını uçurur ancak ödül yerine onu ceza beklemektedir. Vecihi Hürkuş’un ödül beklerken ceza almasının nedeni, havacılıktan anlayan kimsenin bulunmamasıydı. İzin verecek merci olmadığı için, izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştır. Tarihe dikkat çekerim 1925.

Türk Milletine ve Devletine Türk UÇAĞINI yaparak hizmet eden bir kişinin karşılaştığı durum!, neymiş efendim?;  Vecihi Hürkuş’un ödül beklerken ceza almasının nedeni, havacılıktan anlayan kimsenin bulunmamasıydı. İzin verecek merci olmadığı için, izinsiz havalanmış, bu yüzden de cezalandırılmıştır!.. Tarih 1925 Cumhuriyetin kurulmasından 2 yıl sonra.

Vecihi Hürkuş bey ilk uçuşunu 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapmıştır. Bu uçuştan sonra VECİHİ XIV ile önce Yeşilköy’e, sonra Ankara’ya uçmuştur. Uçabilirlik Sertifikası için İktisat Bakanlığına başvurmuş, 14 Ekim 1930’da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını almış. Bu tarihin altını çiziniz ve kendi uçağını yapan bir Türk Bilim insanına belge İktisat Bakanlığı tarafından verilmiyor!. Bu satırların altını çiziniz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı, Başbakan İsmet İnönü’dür.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Vecihi Bey’e “kırmızı şeritli İstiklal Madalyası” verilmiştir. Ayrıca TBMM tarafından üç kez takdirname verilmiştir. Üç takdirname verilen tek kişidir, ancak kendisine verilen takdirname verilirken, yaptığı Uçaklara Uçma belgesi verilmeyen bir Türk dahisidir. Keşke kendisine TBMM tarafından verilen takdirname ve İstiklal madalyası yerine Türkiye Cumhuriyeti Devletine ait olacak Uçakların uçma belgesi verilse idi, bugün Türk semalarında Türkiye Cumhuriyetinin ürettiği Uçaklar var olacaktı, Türkiye de Sanayi ciddi şekilde gelişmiş olacaktı.

1925 yılında kendi Uçağını yapan Türk milletinin evlatları, uzun yıllar engellenmiş, Kendi Uçağımızı 1925 yılında veya 1930 yıllarında yapmaya başlamış olsa idik, bugün Uçak sanayisinde ve Ağır Sanayi de dünyada teknolojiyi ve Ağır Sanayiyi kullanan ülke olacaktık.

1961 yılında Yerli ve Milli otomobilimiz olan Devrim-1 ve Devrim-2 Otomobillerimiz kendi mühendis, usta ve işçilerin emekleri ile yapıldığında güvenlik amacı ile “BENZİN” Konmadığı için Hangarlara çürümeye terk edilmese idi, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dünyada Otomobil üreten  sayılı ülkeler arasında olacaktık.

Bugünkü iktidarın başındaki insan Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ülkemizin her alanda hamleler yapması için, hizmetler üretmesi için, her alandaki sanayinin ülkemiz insanları tarafından üretilmesi için çalışıyor, çabalıyor, pek çok çalışmayı bizzat takip ederek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güçlü olmasına çalışıyor hal böyle olduğu halde teknolojiyi kazandıran bir devlet adamına pek çok ağır ifadeler kullanılıyor.

Bu ülke bizim, bu ülkenin değerlerine sahip çıkmak hepimizin görevi, var olan değerlere sahip çıkmalıyız, olmayan değerlerin olması için çalışmalıyız.

Osmanlıyız geri getirmek mümkün değildir, ama Osmanlı imparatorluğunu inkar etmek yanlıştır, onun mirasçıları olarak var olan değerlerimize sahip çıkmalıyız.

1925 yılında veya 1930 yıllarında kendi Uçağımızın yapılmasına mani olan yanlışları bilmeliyiz ama, yapılan hataların bir daha yapılmamasına gayret sarf etmeliyiz.

1961 yılında Devrim-1 Otomobilinin  basit bir ihmalkarlık sonucu Benzin konmaması nedeniyle önemli bir Sanayi hamlesinin engellendiğini bilmeliyiz ama, sanayi ve teknolojiyi yakalamak için çok çalışmamız ve çalışan Bilim insanlarına, müteşebbis insanlara sahip çıkmalıyız, ülkenin değerlerine değer katmalıyız.

Neden ve Niçinleri bilmek, oryaya çıkartmak, var olan değerlere sahip çıkıp onların ileri hamleler yapılmasına katkı sağlamak gerekir.

Günün Sözü: DÜN DÜNDE KALDI KARDEŞİM DEMEDEN, YARINLARA UMUTLA BAKMAK GEREKİR.