EY SİYASETÇİLER, YUVALAR YIKILIYOR!

İNSAN ONURU İKİ DUDAK ARASINDAN ÇIKAN YALANLARLA KARARTILMAMALIDIR!.

Nasıl yazsak, nereden başlasak bilemiyorum!.

Ailelerin yuvaları yıkılıyor, kimin umurunda!

Hani bir söz vardır, DEĞNEĞİN Kİ UCU PİS” diye!.

Hani şu “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” var ya, aileleri yok etmek için, her erkeğin ayağına takılan  PRANGA ZİNCİRİ sözleşme!.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’ni çok şükür Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan yürürlükten kaldırdı, ama beraberinde çıkan yasalar ne oldu?

Vallahi’de Billahi’de İSTANBUL SÖZLERŞMESİ Türk erkeklerinin ayaklarına ve hatta boyunlarına takılan PIRANGA ZİNCİRİ  idi.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’nin yürürlükten kalkması yeterli değil, onun beraberindeki, aileleri yıkan, yuvaları söndüren ve her insanı çirkin iftiralarla ömür boyu karalayan sözleri içeren kanun kaldırılmalıdır!.

Net ifade ediyorum, ülkemizde güvencede olan çok istisnai kurum yetkilileri tehlikeden uzaklar, onların tehlikede olmamasının nedeni makamların çok güçlü oluşundan kaynaklıdır!.

Yolda yürüyorsun, tanımadığın bir bayan; “ne bakıyorsun? Neden bana baktın?, neden bana söz söyledin?” dedikten sonra senin ismini daha bilmeden Polis Karakoluna şikayet etse, ondan sonra başına gelenleri yazalımmı?

Düşünün her erkek için her an, her zaman, her şekilde yolda yürürken, sana birisi kahpelik düşündüğünde bir bayanın sizi tanıması hiç önemli değil, senin ismini söylemeden, Polis Karakoluna gidip; ben şu şekilde bir kişinden şikayetçiyim, ben yolda yürürken laf attı” demesi yeterli.

Polis yetkilileri konuyu hemen ilgili Cumhuriyet Savcısına iletiyor, nöbetçi Savcı “derhal gerekli soruşturmayı yapan tarife uygun kim ise onu göz altına alın” diyecektir!.

Sonuç; ismini dahi bilmeyen bir bayan sizi şikayet ettiğinde, şikayetin konusu, çok acı ama gerçek; sarkıntılık yapmak TECAVÜZ!!! Suçlaması ve yolda yürümenin bedeli ömür boyu kapkara bir leke.

Yok olmadı!.

Her erkeğin boynuna PRANGA ZİNCİRİ ile bağlanmış       TECAVÜZCÜ!!! YAZISI ASILMIŞ OLACAK!.

YAZININ ASILMASI YETMİYOR!.

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR; “mağdurun beyanı yeterlidir!!!” şu kadar ceza, ertelemek mümkünmü?

Şayet tutulan zabıtlar ve tutanaklarda bir boşluğu Mahkeme hakimi görür ise, vicdanen rahat olmak için; “toplanan deliller yeterli değildir” %1 ihtimal olsa da binde bir Türk Yargısı buna karar verebilir!.

Ne ilginç değil mi?

Türk Milleti adına karar veren Yargıç, bir yalancının, iftiracının, şantajcının sözleri üzerine kanun gereği; “mağdurun beyanı esastır, zanlının veya sanığın şahitlerinin beyanları geçerli değildir” diyerek karar çıkacaktır!!!!

Soruyorum size, böyle bir VAHŞETİN içinden kimler nasıl kurtulabilir?

Öyle ya!.

Günümüzde İnsan haklarından bahsediliyor!.

Hatta;  HAYVAN HAKLARINDAN BAHSEDİLDİĞİ GÜNÜMÜZDE, AİLE HAKLARINDAN, YUVALARIN KORUNMASINDAN, AİLELERİN BİRLİĞİNİ KORUNMASI İÇİN BİR ÇALIŞMA VARMI?

Şimdi bizler bunları yazınca birileri kenara NOT; düşecektir!

ACABA!!! Diyenler, sinsice neler neler düşünecekler, not düşenler olacaktır.

Çok net ifade edeyim o zaman!.

Bugün ailelerin yuvalarını yıkan, her Türk erkeğinin AYAKLARINA değil, boynuna takılan PRANGA zincirlerinden kimler kurtulabileceğini düşünüyor?.

Biraz daha net anlaşılması için yazayım!.

Bir Belediye başkanı, yanında çalıştırdığı bayan personeli değiştirmek istedi ve değiştirdi!. Bayan personel çiğ Süt emmiş ise, yapışan değişikliği beğenmeyip; “başkan bana laf attı, şu sözleri sarf etti, şikayetçiyim!” derse, ne olur?

Aynı suçlama; Kaymakam, Vali, Genel Müdür, Daire Başkanı, Milletvekili, Bakan, Yargı mensupları içinde geçerlidir!….

Yani her erkek için geçerli!.

Acı ama gerçek.

Bu gerçeği sağından, solundan kırparak yazmaya çalıştım.

Vallahide, Billahi de bu yazdıklarım gerçeklerin tam kendisidir.

Bu sözlerimizin tehlikeli oluşu, canın yanan, yuvaları yıkılan insanların sesine kulak vermeyen siyasetçiler, Kanun yapıcılar hep sıkıntıyı Halının altına süpürerek, sıkıntıyı canı yananlarla baş başa bırakıyor.

Benzetmek ne kadar doğru olur bilmeyiz ama, kötü örnekte olsa bir hatırlatmak yapmak isteriz!.

FETÖ terör örgütüne mensup olan hakimler ve Savcılar ve hatta Yargıtay mensupları vardır.

Bugün FETÖ terör örgütü dediğimiz, 15 Temmuzdan önce “cemaat” dene yapı içinde olan Hakim ve Savcılar, cemaatten gelen her sözü emir telakki ederek uyguladıklarında, kendilerinin ULAŞILMASI ZOR, KENDİLERİNE MÜDAHALE EDECEK BİR KUVVETİN OLMADIĞINI DÜŞÜNEREK YÜZLERCE, BİNLERCE İNSANIN HAYATINI KARARTMADILARMI?

Dün; “GÜÇ BENDE” diyenler, sonra baktılar ki; Güç kendilerinde değilmiş ve terör örgütüne üye olmaktan suçlandılar, yargılandılar ve hayatları karardı!.

Dün; “GÜÇ BENDE” diyen Hakim ve Savcılar, ellerindeki gücü kötüye kullandılar ve sonları, canlarını yaktıkları insanlardan daha kötü duruma düştü!

Bugün; GÜÇ BENDE diyen kanun yapıcılar, yani Siyasetçiler, sakın gücün sizde olduğu havasına fazla kapılmayın!.

Siz saygıdeğer siyasetçiler, siyaset yaparken, siyasi çalışmalar yaparken sizden tayin talebinde bulunan, iş talebinde bulunan, satılmış, beyinleri yıkanmış, kahpeliği meslek seçmeyi uygun gören bayandan veya bayanlardan bir darbe ile karşılaşmanız mümkün değilmi?

Geçen gün bence üzerinde çok durulması gereken bir yazıyı tarihe not düşmüş idim!

“ÇOCUĞU O KADAR ÖZGÜRLEŞTİRDİKİ! Başlıklı yazımızı eğitimciler okumamışlar! okumuş olsalardı hiç değilse bir kişi kardeşim teşekkür ederiz” diyebilirdi!!!

Ne yapalım!

Tarihe not düşelim.

Bugün canı yananların AHI buna göz yumanları yakmayacağımı sanılıyor!.

İnsanlar kahrından ölüyor, yuvalar yıkılıyor, ama sıkıntılar Halının altına süpürülmeye devam ediyor!!!

Günün Sözü; İncittiğiniz insanın ve kırdığınız gönlün bedduasından korkun!!!