Doğa katliamları, Doğal felaketleri beraberinde getiriyor, insanlar Doğayı tahrip etmekte ısrar ediyor, Doğada hiç çekinmeden “benimle oynamayın, beni  tahrip etmeyin bedelini fazla ödersiniz” diyerek adeta mesaj veriyor.

Ülkemizde son aylarda meydana gelen acılar ve sıkıntılar Doğanın varlığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Depremler; Doğal bir harekettir, Dünyanın varlığının bir göstergesidir, Dünyanın varlığı Depremlerin oluşu ile hayat bulmaktadır.

İnsanlar bazı sıkıntıları yaşamak istemiyorsa, Doğaya kulak vermeli dinlemelidir!.

Dünyanın bütün nimetleri insanlar için yaratılmıştır, Cenabı Allah bütün nimetleri insanlığın hizmetine sunarken, sunulan nimetlerin nasıl kullanılması gerektiğini de insanlığın bilgisine sunmuştur.

Depremler insan öldürmez, insanlığa sunulan farklı bir nimettir, ancak insanların AÇ gözlülüğü Depremleri bir felaket haline getirmektedir, inşaattan çalınan malzemeler, yapılmaması gereken çürük zeminli alanlara yapılaşmada ısrar edilmesi, insanların felaketlerle karşılaşmasına neden olmaktadır.

İnsan oğlunun dünyadaki nimetlerin daha fazlasına hakim olma isteği, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi dünya nimetlerine taparcasına sahiplenmesi, yapılmaması gereken hataların yapılmasına neden oluyor, sonrası malum, ya Depremle karşılaşıyor, ya Sel felaketi ile veya Çığ kaymaları veya heyelanlarla karşılaşıyor.

Doğanın sesine kulak verilse, Deprem bölgelerinin hassasiyeti dikkate alınsa, insanlar Depreme dayanıklı bölgelere ve sağlıklı yapılar yapmış olsalar, Deprem sarsıntıları sonunda sıkıntı yaşarlar mı?, tabi ki yaşamazlar, ama insanlar geçici dünya nimetlerine olan aç gözlülüğü, kısa zamanda daha çok para kazanma hırsı, felaketlerin kapısını açıyor.

İnsanlar sığ zeminli bölgelere ev yapmakta ısrar ederse, Deprem kuşağının geçtiği en tehlikeli zeminli bölgelere yerleşmekte ısrar ederse, yaptıkları binaları işin tekniğine göre yapmazlar ise, yaşanacak her Doğal sarsıntı sonrasında ölümler ve yaralanmalar, ekonomik olarak çöküntüler kaçınılmaz olacaktır.

İnsanlar şunu anlaması gerekiyor, karşılığı olmayan hiçbir şey yoktur. Dünyada rahat ve huzurlu yaşamak istiyorsak bunun karşılığını vermemiz gerekir.

Doğanında yaşam tarzı vardır, karşılıksız bir istek, Doğanın sert cevabı ile karşılaşmanıza neden olur.

Kuzey Anadolu Fay hattı Niksar’ın Kelkit Irmağı içinden yanlara doğru açılır şekilde geçmektedir,  özellikle en tehlikeli bölgesi Kelkit Irmağı yatağı ve yanlarıdır, Kelkit Irmağı yatağı aynı zamanda Niksar Ovasını oluşturmaktadır, Ovanın en verimli bölgeleri Kelkit Irmağı bölgesidir.

Niksar Ovası aynı zamanda Sığ zeminden oluşmaktadır. Niksar Ovasında yapılan KURUTMA Kanalları 1960 lı yıllarda yapılmasa idi, Ova bataklık ve Su gölleri ile kaplı idi.

Bizler çocukluğumuzda evden çıkıp Eşeklerle köye giderdik, köyde ne iş yapılır, Tarlada iş varsa gücün nispetinde yaparsın, sonrası malum meralarda hayvanları otlatır, At ve Eşeklere binme mutluluğunu yaşardık.

Köye gittiğimizde mera bölgelerinde çok sayıda Göller vardı, her taraf yemyeşil Çimenler ortada masmavi Sulu alan hayvanları güden büyükler veya çobanların ellerinde Kendir ipleri kenet şeklinde yapılmış hazır beklerler, olur ya çayırda yayılırken suya düşen bir hayvan olursa kenendi boynuna atıp hayvanların çimenler içindeki su göllerinde kaybolmaması için pür dikkat hayvan otlatma alanları.

Niksar Ovasının altı tamamen Sular ile kaplıdır, 1965 li yıllarda yapılan Kurutma kanalları olmasın Niksar Ovası tamamen Bataklık olarak kalır.

Niksar Ovası  rahmetli Süleyman Demirel’in DSİ Genel Müdürlüğü döneminde yapılan Niksar Ovası Kurutma kanalları Niksar Ovasına hayat vermektedir, Yağan Köyünün içme suyu bizim tarlanın ortasında belim kalınlığında çıkan içme suyundan karşılanmaktadır.

Bu notlarımı yazarken tarihin derinliklerinde Hamidiye Köprüsünün ne zaman kısmen yıkıldığını araştırmak istediğimde kaşıma ilginç notlar çıktı, yazmayı bıraktım saatlerce tarihin derinliklerinde neler yaşanmış kısa bir gezinti yaptım, çarpıcı noktaları okudum.

Hamidiye köprüsünün Tokat çıkış bölümlerinden bir kısmı yıkılmış idi, geçişler asma köprü şeklinde yapılmış yay geçitlerine açılmıştı!.

Tarihe düşülen notlarda şu düşünceler yazılmıştı; “Niksar ilçe alanının jeolojisi asıl, yer hareketlerinin yoğunluğu bakımından önem kazanır. Niksar, Kuzey Anadolu deprem kuşağında yer alır. Bu nedenle Niksar, tarihin her döneminde önemli yer sarsıntılarına tanık olmuştur” diyor ve şu notlara yer verilmiş. “Niksar’ın Şahinli köyünün 3 su baskınına uğraması üzerine Kaza kaymakamı ile bir yardım ekibi bölgeye hareket etmişti. Kaymakamdan alınan telgrafta 2 Nisanda sabah saat altıda Şahinli’ye vardığı, köyün tamamen sular altında kaldığı, 15 küçükbaş hayvandan başka zarar bulunmadığı, köye Niksar’dan hemen 15 çadır gönderildiği, zaten bu köyün her sene su basmasına maruz kaldığını ve köylünün buna alışık oldukları bildirilmişti. Alınan tedbirleri görmek üzere Vali İzzettin Çağpar 4 Şahinli köyüne hareket etmişti. 5 Tokat’a gönderilen jeoloji heyeti de 3.4.1940’da Tokat’a ulaşmış ve görevine başlamıştı” diyor!.

1940 lı yıllarda Niksar Ovasında Şahinli köyü dışında bir başka köyün olmadığını görüyoruz, sürekli Su baskınlarına maruz kalan Şahinli köyünde yaşanan küçük bir bölümü hatırlamış olduk.

Niksar Ovasında çok sayıda Kurutma kanalı bulunmaktadır, Şahinli köyü yolunun her iki tarafında Kurutma kanalları vardı, son yapılan Beton kanallar sonrasında köye giden yolun sağ tarafında kurutma kanalı halen hayat vermektedir, ayrıca Yağan köyü, Yolkonak kasabası , sarı yazı köyleri bölgelerindeki Kurutma kanalları Ovanın sular altında kalmasını önlemektedir.

1940 ve sonrasında Ovada  yaşanan süreçlere kısa not düşelim.

Tokat’taki  8. Kolordu Komutanı Korgeneral Ali Rıza Artunkal’ın Milli Müdafaa Vekâleti’ne (Milli Savunma Bakanlığı) gönderdiği 3.4.1940 tarihli yazılarında selin yollar üzerinde yaptığı tahribat hakkında özetle şu bilgiler yer almıştı: Üç gündür devam eden yağmurların ve karların erimesiyle Kelkit ve Yeşilırmak suları yaklaşık 3.75 m. kadar yatağından yükselmiştir.  Bunun sonucunda Erbaa-Çarşamba yolu ve Kelkit suyu üzerindeki Ziğdi (Erbaa’nın 2 km. kuzeyinde) ve Tokat-Niksar yolu üzerindeki 672 m.lik ve 48 gözlü Hamidiye (hemen Niksar’ın güneyinde) köprülerinin bazı gözleri yıkılmış ise de ulaşım sağlayacak kadar tamirat yapılmıştır. Yemişhan (Erbaa-Lâdik yolunda Erbaa’ya 26 km. kadar mesafede yolun Yeşilırmağı kuzeye geçtiği yerde) köprüsü yıkılmış ve yol kesilmiştir.

Tokat Kolordu Komutanlığı’nın Milli Müdafaa Vekâleti’ne gönderdiği 5.4.1940 tarihli telgrafta ek olarak şu bilgilere yer verilmişti: Tokat Turhal yolu üzerinde sular altında kalan kısımdaki şose köprülerinden biri yıkılmış diğerleri de tehlikeli bir hal almıştır. Bu kısımlarda motorlu araç ulaşımı kesilmiştir. Hayvanlarla da ulaşım çok güçleşmiştir. Turhal’da sel baskınına uğrayan evler tamamen boşaltılmıştır. Bir ev yıkılmıştır. Niksar’ın kuzeyindeki Şahinli köyü boşaltılmıştır. Halk çevre köylere ve çadırlara yerleştirilmiştir. Burada 9.000 dekar ekili ve 14.000 dekar ekili olmayan arazi su altındadır. Erbaa kasabasının içinde bir köprü yıkılmış ve sular kasaba yakınına kadar ulaşmıştır. Nahiyelerle bağlantı kesilmiştir. Yıkılan Yemişhan köprüsü civarında kayıkla posta ulaşımı sağlanmaya çalışılmaktadır. Yemişhan köprüsü ile Erbaa arasındaki Mülkbükü, Andır, Kızılçabuk, Çulhıdır, Mellibüku ve Büyük ve Küçük Yemişhan köyleri boşaltılmıştır. Tokat vilayeti bölgesinde insan ve hayvan bakımından kayıp yoktur” diyor.

Bölgemizde ilginç olaylar yaşanmış, geçmişte yaşanan, Depremler, Seller, bugün yaşanmayacak anlamı taşımamalıdır.

Tarihi notta dikkatinizi çekti mi? bilmiyorum, Şahinli Köyündeki Sel baskını sonrasında Niksar şehrinde bulunan Çadırlar ve derhal 15 çadırın uygun yere kurulup insanların mağduriyetinin giderilmesi çok çarpıcıdır.

1940 lı yıllarda Niksar şehrinde 15 Çadırın afet bölgesine gönderilmesi dikkate değerdir. Bugün Niksar’da 15 Çadır varmıdır?.

Tarihin derinliklerinde var olanları hatırlamak ve hatırlatmak gerekir.

Doğanın Doğal yapısını mutlaka korumak gerekir.

Günün Sözü: “TOPRAĞA SU KATARSAN BALÇIK, KAN KATARSAN VATAN OLUR”