Bu ülkede güzel işler yapılıyor, haklı eleştiriler gerçekleşirken, devlet ve millet yararına olan eleştiriler hayat bulmuyor!.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayati Akyol Samsun Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlediği bir programda Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Kanayan yara haline gelen önemli bir konuya parmak basması bizleri mutlu etmiştir.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayati Akyol  konuşması içinde şu çarpıcı ifadeleri kullanmıştır; “Çocuğu o kadar özgürleştirdik ki okula gelmesine gerek yok” diyerek Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde okuyan öğrencilerin durumlarını çok açık ve net ortaya koymuştur.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayati Akyol, “Çocuğu o kadar özgürleştirdik ki okula gelmesine gerek yok. O kadar özgürleştirdik ki öğretmeni öğrencinin ayağının altına verdik. Özgür edelim ama terbiyesiz etmeyelim. Özgür edelim ama sorumsuz etmeyelim” dedi.

Atakum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Öğretmen Yetiştirme ve Güncel Gelişmeler” konulu konferans düzenlendi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Atakum Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen konferansta  Atakum İlçe Milli Eğitim Müdürü İrfan Yetik, “Öğretmenlerimizin mesleki gelişimlerine katkı sunmak amacıyla konferanslar düzenliyoruz. Öğretmenin ayağından sıçrayan çamuru şeref kabul eden liderlerden öğretmene el kaldıran, isyan eden öğrenci ve veli profili ile karşılaşmak hepimizi üzmektedir. Bizler öyle nesiller yetiştirmeliyiz ki ilmi ile hayran bırakan, çırak ustayı geçse de hocasına saygıda kusur etmeyen, tevazuyla yoğrulmuş, tarih ve millet şuuruna sahip vefalı bir nesli yetiştiren öncüler olmalıyız” diyerek önemli noktalara temas etmiş, bu anlamlı sözleri sarf eden ilçe Milli Eğitim Müdürü sayın İrfan Yetik’i kutluyoruz, gerçekten bu ülkeye sahip çıkacak nesiller sağlıklı yetiştirilmelidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “Öğretmenler yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır” diyerek öğretmenlere olan desteğini ifade ederken, yeni nesillerin ülkesine ve milletine fedakarlık yapacak şekilde yetişmesini arzu etmiştir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk eğitimin ne kadar önemli olduğunu defalarca ifade ederken, yeni nesillerin yetişmesinde en büyük katkı sağlayacak olan Öğretmenlerimizde baş tacı edecek sözler sarf ederek ekonomik anlamda Öğretmenlerle Milletvekillerinin maaşlarına atıfta bulunarak öğretmenlere önem verdiğini ortaya koymuştur.

Peki günümüzde Öğretmenlerin hali nasıldır?, bu sorunun cevabını Milli Eğitim Müdürü çok güzel izah etmiştir, bir kere daha tarihe not düşelim; “Öğretmenin ayağından sıçrayan çamuru şeref kabul eden liderlerden öğretmene el kaldıran, isyan eden öğrenci ve veli profili ile karşılaşmak hepimizi üzmektedir. Bizler öyle nesiller yetiştirmeliyiz ki ilmi ile hayran bırakan, çırak ustayı geçse de hocasına saygıda kusur etmeyen, tevazuyla yoğrulmuş, tarih ve millet şuuruna sahip vefalı bir nesli yetiştiren öncüler olmalıyız” işte her şeyi çok açık ve net anlatan bu sözlerdir, bu anlamlı sözleri perçinleyen,  Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sayın Hayati Akyol, “Çocuğu o kadar özgürleştirdik ki okula gelmesine gerek yok. O kadar özgürleştirdik ki öğretmeni öğrencinin ayağının altına verdik. Özgür edelim ama terbiyesiz etmeyelim. Özgür edelim ama sorumsuz etmeyelim” dedi.

Prof. Dr. Hayati Akyol  yaptığı konuşmada; “Akademik camia bilimsel yetkinliğini büyük bir oranda kaybetmiş durumda. YÖK 1996, 1997, 2005, 2006 ve en son 2017 yılında eğitim fakültelerinin programlarını değiştirdi. Bu kadar sık program değiştirme bir defa nerede görülmüş. Şu anda eğitim fakülteleri çok programlı lise gibi. Şu anda birinci ve ikinci sınıflar ayrı bir program, üçüncü, dördüncü sınıflar ayrı bir program takip ediyor. Sınıf öğretmenliği bölümü programı için söylüyorum. Çocuk psikolojisi dersi seçmeli, çocuk edebiyatı dersi seçmeli, kapsayıcı dil öğretimi dersi seçmeli. Sınıf öğretmeni olacak bir kişiye çocuk psikoloji dersi seçmeli olur mu? Çocuğu tanımam gerek ki çocuğa bir şeyler öğretmem lazım” dedi.

Öğretmen algısının değiştiğini ifade eden  Akyol, şunları dile getirdi ; “Algı konusunda çok kötü bir durumdayız. Çocuğu o kadar özgürleştirdik ki okula gelmesine gerek yok. O kadar özgürleştirdik ki öğretmeni öğrencinin ayağının altına verdik. Bir aşırılıktan öteki bir aşırılığa gidiyoruz. Özgür edelim ama terbiyesiz etmeyelim. Özgür edelim ama sorumsuz etmeyelim. Bunu hepimiz için söylüyorum. Ne demiş atalarımız ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur. Onun için ne model verirseniz arkasından o olur.” Dedi, son aylarda okuduğum en nefis sözler.

Prof. Dr. Akyol pedagojik formasyon hakkında da şunları dile getirdi;

“Türkiye’de öğretmen yetiştirmede yapılan bir hata da kısa zamanda az maliyetle çok sayıda öğretmen yetiştirmek. Bir değişiklik yapıyoruz bir alanda, büyük bir öğretmen açığı ortaya çıkıyor. Hemen oraya öğretmen yetiştirmek için kısa vadeli uygulamalarla bir şeyler yetiştiriliyor. Bunu mektupla öğretimden tutun, formasyon da şu anda bir anlamda böyle. Aslında ihtiyacımız bile olmamasına rağmen kısa zamanda formasyonla da öğretmen yetiştirmeye hala devam ediliyor. Az maliyetle hiçbir uygulaması yok, şunu yok, bunu yok. Başka alanlardan topluyoruz, bu öğrencilerin uygulama yapacağı alan bile yok ama biz bunlara ayaküstü bir uygulama yaptırıyoruz.” Bu değerli sözleri Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk beyin inşallah dikkatini çeker, Milli Eğitim Mutfağında yetişen sayın Selçuk’un bu kıymetli eleştirileri dikkate alacağına inanıyorum.

Adı Milli ama gerçek hayatta “MİLLİ” olmaktan uzaklaşmış bir Milli Eğitim Bakanlığı hizmetleri bizleri üzüyor.

Yıllardır her okul açılışında ve kapanışında şunları ifade ettik; “Milli Eğitim Bakanlığı neden öğrencilere okunmayan kitapları bedava veriyor?, Milli Eğitim Bakanlığının okulların açılması ile birlikte öğrencilere vermiş olduğu kitapların yüzü açılmadan okullar tatil ediliyor, devletin parasına yazık değimli?” diye defalarca tarihe not düştük, 2019 eğitim yılı başlarken yine konuya değindik ve Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk’un sosyal medya hesabına konuyu dile getiren mesaj yazdım, yazımıza geri dönüş olmadı ama şu önemli nokta Bakanlığın çalışması ile güzel bir sonuca ulaştığını gördük.

Milli Eğitim Bakanlığı kendilerinin bastırıp öğrencilere bedava dağıttığı kitapların öğrencilerin yetişmesinde yeterli olmadığı tespitlerini yapıldığı haberlerini öğrendik ve mutlu olduk.  Gazete ve TV haberlerinde; “Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bir öğrenci olsaydı bugün sınıfta kalırdı. Bakanlık uzmanları tarafından yapılan üç ayrı incelemedeki rapor bunu gözler önüne seriyor. MEB İç Denetim Birimi, 12 ilin 130 devlet okulunda toplam 30 bin 542 öğretmen, 19 bin 188 öğrenci ve 16 bin 754 veli ile görüştü. Yapılan çalışmaya göre ders kitaplarının içi boş, öğretmenlerin eğitimi yetersiz ve yurtlarda yangın tehlikesi var” sonuçları çıkmış.

Günün Sözü ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZLEİRNE SERİ OLACAKTIR.