Sıla hasretine son verenler, aile bireyleri ile hasret giderdi.

Bayramlar milletimiz için hasret gidermek, sıla hasretine son vermek ve İslamın en güzel emirlerini yerine getirmek için kıymetli günlerdir.

Uzun bir aradan sonra sılada hasretlik çekenler, Kurban Bayramı vesilesiyle bir araya geldiler, hasret giderdiler.

Kurban Bayramında sanırım iki bayramı bir arada kutlama imkanı oldu.

Kurban bayramı tatilinin uzaması gurbet ellerde yaşayan insanlarımızın, sıla hasretleri son buldu ve bu güzel birlikteliğe, gençlerimizin düğünleri, nişan günleri de eklenince insanlarımız çifte bayram yaşadılar.

Kurban bayramı tatili uzayınca, Düğünler, Nişan törenleri de eklendi, bu güzelliklere ek olarak birde yöresel şenlikler devreye girince, gurbet ellerde akraba hasreti çekenler, 3 kıymetli günleri aile bireyleri ile doyasıya yaşadılar.

Türk ve Müslüman millet olarak dini ve milli geleneklerimizi, örf ve adetlerimizi doyasıya yaşamaya devam ediyoruz.

Her ne kadar yeni gelişen teknoloji ile bireylerin yan yana gelmesine mani oluyor gibi gözükse de, insanlarımız dini ve milli günlerinde mutlaka bir araya gelmeyi sağlıyor.

Bayramlarımız çok şükür çok güzel başladı ve son buldu, artık Bayram tatil sonrası idari izinli olan insanlarımız hafta sonuna kadar kendilerine sunulan imkanlarla günlerini yaşayacaklar.

Aslında bayramların pek çok güzellikleri var.

Hani halk arasında; hem ziyaret, he ticaret” denir ya, sanırım bu bayramda da bu düşünce yine bozulmadı.

İnsanlarımız uzun sıla hasretine son verdi, aynı zamanda gönüllerince hısım akrabalarla bir araya geldi ve bayram tatili sonrasında Toprak ananın vermiş olduğu nimetlerin gurbet ellere taşınması için Toprak ana ile buluşmaya kaldı.

Öyle ya, hasret giderildi, bayramlaşmalar yapıldı.

Şimdi sıra toprak ana ile buluşup kış aylarında ailelerin bütçelerine katkı sağlayacak, gıdaların biçilmesi, toplanması ve hazırlanmasına kaldı.

Ana yurtlarında yaşayan anne ve babalar, gurbet ellerde yaşayan evlatlarına azda olsa hazırlık yapmışlardır, şimdi sıra evlatlarda,gelinlerde, damatlarda ve torunlarda.

Bir kış boyun evlerinde yiyecekleri pek çok gıdanın son hazırlıkları artık bayram tatili sonrasında devam edecektir.

Buğdaylar hasat edildi, Üzüm Yaprakları toplandı, hasat edildi, koca koca bidonlara konan Üzüm yaprakları yolculuk yapmak üzere hazırlıklar yapıldı, sırada Aşlık, Buldur gıdalarının hazırlanmasına kaldı, tabiki pekmez yapılmaları sırada!..

Henüz salça olacak Domatesler tam olmadı, Patatesler artık sokümlerin sonuna yaklaşıyor.

Gurbet ellerden gelen onlarca otobüs artık hafta sonu itibariyle bağajları dolu dolu gidecektir.

Dikkatimizi çekmişti, gurbet ellerden ana topraklarına gelen insanların yanlarında getirdikleri, bagajlar dolusu eşyalarda dikkatimizi çekmişti.

Baba ocaklarına gelen gurbetçiler elleri dolu dolu geldiğini gördük, Otobüslerin bagajları tıklık tıklım dolu olarak geldi, hatta beyaz eşya ve TV lerin paketlenmiş şekilde ana ocaklarına gelen insanlarımız oldu.

Dedik ya;  “hem ziyaret, hem de ticaret” olacak diye.

Müslüman Türk milleti geleneklerini yaşattığı sürece, hiçbir kahpe güç milletimizi yıkamayacaktır.

Ekonomik zorluklar bazen aileler arasında sıkıntılar yaratmaya başlasa da, örf ve adetler geleneksel aile yapıları milletimizi güçlü tutmaya devam ediyor.

Kurban bayramının uzamasını düşünenler, düğünlerini ona göre düzenlediler, köy ve kasabalar Kültür ve sanat etkinliklerini ona göre hazırladılar.

İnsanlarımız bayram içinde yeni bayramları yaşamaya devam ediyor.

Bayramlarda aile hasreti çekenlerin bir kısmı her ne kadar Bayramlaşmaları sosyal medya üzerinden veya telefonlarla kutlamış olsalar da, genel anlamda, gurbette yaşayanlar baba ocaklarına geldiler, baba ocaklarını tüttüren, canlı tutan aile bireyleri ile yüz yüze bayramlaştılar.

Bayramların güzellikleri, aileler yansıyınca, güçlü aileler ortaya çıkıyor.

Küçük dünyalık menfaatler için aile yapısında sıkıntı yaşatanlar, acaba gün içinde otururken; ben ne yaptım?, neden böyle küçük maddi menfaatler için baba ocağımızın bacasının tütmesine engel oldum?” derler mi?, demeleri gerekir!….

Hani bu kırgınlıkların olmaması için şu anlamlı sözler hatırlansa; MALDA YALAN, MÜLKTE YALAN, AL BİRAZDA SEN OYALAN” dedikten sonra; MAL SAHİBİ MÜLK SAHİBİ HANİ BUNUN İLK SAHİBİ?” diyerek, yaşanan sıkıntılı süreçleri düşünmeleri gerekir.

Evet insanlar dünyada yaşarken belli imkanlara sahip olmak ister ama, geçici dünyalıklara kavuşacağım diyerek, aile yapısının dağılmasına neden olmamalıdır.

Yine geleneksel yapılarımız içinde, Müslümanlığın gereği olarak da, komşu hakkı denen düşünceyi unutmamak gerekir.

Komşuluk ve aile yapısının gücü, iyi günde ve kötü günde birlikte olmaktır.

Başın ağrısa komşudan ilk destek gelir.

Sıkıntı yaşasak, ilk destek komşudan ve hısım akrabalardan gelir.

Düğünler, Cenazeler komşuların ve hısı akrabaların katkıları ile anlam bulur.

Hani hep söylenir ya; bu dünya Karun’a kalmadı ki. Karun hazineleri insanların gözlerini kamaştırmış da olsa, hazinelerin sahibi  her insan gibi 7-8 metrelik cebi olmayan KEFENLE ahrete yolculuk yaptı, hazineleri kazanmak için yanan canları ahrette onların odunu olarak ateşinin yükselmesine neden oldu!…

Bayramların Birlik ve Beraberliğimiz için bir vesile olduğunu asla unutmayalım.

Allah milletimizin birlik ve beraberliğini daim etsin.

Kurban Bayramımız kutlu olsun.

Günün Sözü; “Adalet göğün direğidir, yıkılırsa gökyüzü yerinde duramaz”