Dün AYLAN bebekle ilgili duygularımız yazmış idim, akşam ve sabah biraz gezinti yaparken, gördük ki; söylemleri ile insanları kandırarak iş başına gelmek isteyenler, yani İstanbul seçimini kazanmak için kırk yalanı tek ayak üstünde söyleyip taraftar kazanmak isteyenler, ne “AYLAN BEBEK” onlar için bir şey ifade etmiyor, nede Peygamber efendimizin müjdelediği İstanbul’u kimin yöneteceği umurunda değiller!.

Sabah haberleri izlemeye çalışırken karşımıza koskocaman bir pankart çıktı; “KAPATIYORUZ” yazısını okudum, biraz daha dikkatli baktım, zaten büyük yazılarla yazılmıştı, baktım ki memlekette ne kadar TV ve gazete varsa hepsini kapatmak için kampanya başlatılmış!.

“KAPATIYORUZ” kampanyasını kim başlatmış?, 31 Mart İstanbul seçimini kazanamadığı halde mızıkçılık yapıp “mazbatamı isterim, mazbatamı isterim” diyerek  İstanbul seçim kurulunun “sesini kesmesi içindi herhalde”,  mazbatasını aldıktan sonra şovmenliğini ortaya koyan Ekrem İmamoğlu ve bazı destekçileri   kampanyayı başlatanlar, yani “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ” sürekli dillerinde dolaştıranlar.

Kimleri KAPATACAKLARIMIŞ? Hürriyet gazetesini, Sabah gazetesini, Posta, Akşam, Yeni Şafak, Posta gazetelerini, TRT Televizyonunu, KANAL D, ATV, KANAL 7, TGRT; BEYAZ TV, A HBR, CNN TÜRK, TV NET, SHOW, STAR TV leri kapacaklarmış.

Slogan; “ARTIK TAMAM KAPATIYORUZ” bu sloganı unutmayın, henüz 18 günlük İstanbul macerası yaşayanlar, kazanamadıkları, kazanamayacakları seçim başlangıcını böyle yaparlar ise, Allah korusun seçim kazansalar bu millete neler yapmazlar?.

İlginç bir linç kampanyası başlatıldı, İstanbul seçimini kazanamayacaklar, ellerine geçen her fırsatı LİNÇ girişimi olarak kullanıyorlar hem de milletimizin değerlerini kullanarak.

“Her şey çok güzel olacak” sloganı yanında “sonuna kadar Atatürkçüyüm” diyerek insanların duyguları ile oynayanların, ülkemizde önemli bir görevi yapan, halkın doğru bilgi almasını sağlayan TV ve gazeteleri kapatma kampanyası düzenleyenler 23 Haziranda Türk milletinden gereken dersi alacaktır.

Evet; AYLAN Kurdi bebeğin Denizde boğulmasına sessiz kalanlar, ülkemdeki BASIN kuruluşlarının kapanması için kampanya başlatmaları normaldir,  şaşmıyoruz sayın Gürsel tekinde önceki Milletvekili seçimi öncesinde Basın kuruluşlarından hesap soracağız kapatacağız” demişti, sayın Tekin’in o tehdidini unutmuşken yeniden tehdit gelmesi sosyal demokrat düşünceye yakışmıyor, sonra bizler yazmaya başlayınca bizi yandaş olmakla suçluyorlar.

Suriye den çıkıp  ülkemize sığınan insanlar içinde AYLAN bebek bir sembol isimdir, AYLAN bebek gibi binlerce çocuk Varil bombalarında katledilmiş, yeni bir yuva bulmak için denizlerde boğularak can vermiştir, bu acıları asla unutmamak gerekir.

Dedik ya AYLAN bebeğe, acımayanlar bu ülkenin Hür ve Bağımsız olması için mücadele yapan BASIN kuruluşlarının kapanması istemesi normal gözüküyor!, sizce normal mi?.

Aslında güzelde oluyor, hani çoğu zaman kullandığımız bir güzel söz var, “BİR MUSİBET BİN NASİHATTEN İYİDİR” diye.

İstanbul seçimleri olmasa idi bugün Basın kuruluşlarının kapanmasını kimlerin isteyeceğini görmeyecek idik, iyi ki İstanbul seçimleri tekrardan oldu da kimlerin nasıl niyetli olduklarını hiç değilse kısmen de olsa görme imkanımız oldu.

Basın kuruluşlarını “KAPATACAGIZ” diyerek kampanyanın başlatılmasına ilk önce sosyal demokrat düşünceye sahip insanlar karşı çıkması gerekir lakin, bu arkadaşların artık gözleri kararmış, kendilerinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımak istemiyorlar.

Bu ülkenin en büyük sıkıntısı özellikle siyasetçilerde, söylemleri ile eylemlerinin bir olmaması, siyasetçi ne söylüyor ise onu yaşantısında uygulamalıdır, yalan söylüyorsa da bunu uygulamalı, ama söyledikleri uygulamalarında görülmüyor.

Bu konuda ipin ucunu kaçırmadan yazıma nokta koyayım, seçimlerin arifesinde sıkıntı olsun istemiyorum.

Kim olursa olsun  basın kuruluşlarının kapanmasını isteyenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapan kişilerdir.

Biz basın mensupları ve kuruluşları olmasak ülke yaşanmaz hale gelir, bu iktidar içinde geçerlidir, muhalefet içinde geçerlidir.

17 senelik AK parti iktidarı bile basın kuruluşları hakkında kapatma kampanyası başlatmamışken muhalefet partilerinin böyle bir çalışma içine girmesini asla kabul edilemez.

“BASIN HÜRDÜR ASLA SANSÜR EDİLEMEZ” sözü zaten geçerli değildir, bırakınız sansür edilmesini, nefesimizin kesilmesini isteyenlerin olduğunu her zaman görüyoruz.

Ülkemizde basın mensuplarına saldırmak artık moda haline gelmeye başladı, bir ülkede basının susturulması, halkın susması ile eş değerdir.

İstanbul seçimlerinin basın mensuplarına yönelik baskıyı ortaya çıkartması ise ilginçtir.

Şu İstanbul seçimi yapılsın bakalım, sonrasına bakarız, seçimlerin bizleri bile yakından etkilemesi İstanbul seçiminin önemini ortaya koyuyor.

Bizler İstanbul seçimleri ile ilgili düşüncelerimizi ifade ederken, bazı arkadaşlarımız bizleri ağır eleştiriye tabi tutuyor, ne yapalım peki ihanetlere göz mü yumalım.

Bir ülkeye en büyük hizmetleri yapan devlet adamlarımıza en ağır hakaretleri yapanlara karşı suskun mu kalalım?.

İstanbul belediye başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı yüzlerce hatadan bir iki tanesini tarihe not düşürüyoruz, sanki kıyamet kopuyor, yalan rüzgarına söz söylemeyenler bizler gerçekleri yazınca kıyamet kopartıyor.

Son notum biraz fazla hareket sağladı. BEYLİKDÜZÜ İLÇESİ BELEİDYE SINIRLARINDA DİLENCİLİK YAPANLARI ÖNLEMEK İÇİN 700 BİN TL ÖDEME YAPAN BAŞKAN EKREM İMAOĞLU DENİR” dedim, sanki kıyamet koptu. Bizler bunu yazınca sosyal medyada bu rakamın iki katı ödeme yapıldığı dile getirildi, hatta belgeleri de paylaşıldı, bir belediye başkanının icraatları içinde olan bir çalışma inkar ediliyorsa, hangi belgeyi koyarsanız koyunuz inanmak istemeyenleri inandırmanız mümkün değildir.

Eh ne yapalım seçimlere 3 gün kaldı, bakalım o güne kadar neler yazacağız?.

Günün Sözü: gün ola harman ola, kimse kimseye kırılmaya.