20 Haziran 1919 tarihi Niksar için asla unutulmaması gereken bir tarihtir, bu tarih Türk tarihine düşman istilasına karşı başlatılan ilk tepki mitingidir.

20 Haziran 1919 tarihi Niksar tarihinin yüz akları günlerden bir tanesidir, düşmanın ülkemizi istilaya kalkıştığı tarihte Niksar halkı tek vücut olarak düşman kuvvetleri komutanlığına bir  telgraf çekerek, ülkenin istila edilmesine asla göz yumulmayacağını, bildiren bir telgraf çekilmiş Niksar’da ihanete karşı tepki mitingi yapılmıştır, bu önemli zamanı gazetemizin köşe yazarlarından değerli büyüğümüz Yüksel Altuner çok güzel ifade etmiştir.

20 HAZİRAN 1919 NİKSAR’DAN ANADOLUYA YAYILAN KURTULUŞ HAYKIRIŞININ 100. YILI

“ 20 Haziran 1919 Niksar insanı için gururla hatırlanacak Niksar mitinginin yıl dönümüdür. Bütün Niksarlılar bu mitingi yaptıkları için ne kadar öğünseler azdır. 15 Mayıs 1919 da İzmir’in Yunanlılarca işgali üzerine, 19 Mayıs 1919 günü Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ile başlayan Türk Kurtuluş savaşının önemli aşamalarından biridir Niksar Mitingi. Atatürk’ün, bütün yurda yayılan Miting çağrısı üzerine ilk yapılan mitinglerden birisidir. Niksar, kurtuluş savaşında işgal görmemiştir. Ama işgalin ne demek olduğunu iyi bilen bir bölgemizdir. Rum ve Ermeni çetelerinin Niksar halkına yaptıkları zulüm, işgalden de öte bir felaket anlamı taşımaktadır. 20 Haziran 1919 günü köylerden ve yaylalardan gelip Niksar Hükümet Konağı önünde toplanan belki de binlerce Niksar insanı, bütün dünyaya sesini duyurmaya çalışmış, İzmir’in işgalini anlamlı şekilde kınamıştır. Niksar’da başlayan bu dalga, kısa sürede bütün yurt alanına yayılmıştır. Giderek, Atatürk’ün öncülüğünde başlayan başkaldırı, bir kurtuluş savaşına dönüşmüş ve düşman kısa bir süre sonra 9 Eylül 1922 de İzmir’de denize dökülmüştür. Sevgili Niksarlılar; Niksar mitingini yapan o zamanki kuşağı hiçbir zaman unutmamamız gerekmektedir. Dedelerimizden oluşan bu insan topluluğunu her zaman sevgi ile, minnetle anmalıyız. O günden elimizde kalan, Hükümet Konağı önündeki miting resmini, gururla duvarlarımızda taşımalıyız. Ayrım yapmaksızın o kuşağın insanlarını rahmetle anıyoruz.”

Yüksel Altuner

Evet, saygıdeğer Yüksel Altuner abimiz bir devrin nasıl başlayıp bittiğini kısaca anlatmıştır ve asla ve asla 20 Haziran 1919 tarihi unutulmamalıdır, bu konuda her yıl, abartılı olmamak kaydı ile bir anma programı yapılabilinir.

Tarihinden ders almayan milletler batmaya mahkumdur, bölgemizde var olan Rumlar ve Ermenilerin Türk ve Müslüman olan insanları katletmek için çeteler kurup, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerini kapsayan insanlarımız katlettiklerini, tamamen yok etmek için çok gizli çalışalar yaptıklarını tarihi belgelerden ve yaşı insanlarımızdan duymuştuk.

Bölgemizdeki Rum ve Ermeni çetelerin yaptıkları isyanların bastırılmasından sonra, Rum ve Ermeni çetelerin ülkemiz sınırlarına çıkarken ellerindeki çok sayıda silahları çeşitli mağaralara saklayarak başka bölgelere kaçtıklarını, kendilerini unutturduklarını, daha sonra Müslüman Türk kimliğine bürünerek ülkemizde yaşamaya başladıklarını biliyoruz.

Bizler 20 Haziran 1919 tarihinde ve sonrasında yaşanan olayları kendi çocuklarımıza anlatmaz isek, birileri gelir kendi yaptıkları katliamları, bizim atalarımız “yapmış” gibi bizim insanlarımıza anlatarak, yanlışı doğru gibi ortaya koymalarına fırsat vermiş oluruz.

Şunu Müslüman Türk milleti asla unutmamalıdır, atalarımız ne demiş; “SU UYUR AMA DÜŞMAN UYUMAZMIŞ” Suyun uyuması madde olarak mümkün olmamasına rağmen, Suyun dahi uyuyabileceğini ama Türk ve Müslümanların düşmanları Rum ve Ermenilerin asla uyumayacağının altı çizilmiştir.

Bakınız Rum ve Ermenilere, ülkemizde çok mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşarlarken, her fırsatta ülkemize kötülük ve ihanet yapmaktan asla vazgeçmemektedirler, bunu tarihin süreci her zaman göstermiştir.

Değerli büyüğümüz Yüksel Altuner abimiz ne kadar anlamlı ifade kullanmış; “Niksar, kurtuluş savaşında işgal görmemiştir. Ama işgalin ne demek olduğunu iyi bilen bir bölgemizdir. Rum ve Ermeni çetelerinin Niksar halkına yaptıkları zulüm, işgalden de öte bir felaket anlamı taşımaktadır.” diyor.

Bölgemizde devletin gücü yeterli olmadığı için saygı ve rahmetle anıyoruz, Fatlılı Ali Çavuşlar olmasa idi, Niksar ve bölgesinde Rum ve Ermeni çeteler katliamlarla bütün müslüman Türk milletini yok edeceklermiş, rahmetli Fatlılı Ali Çavuş’un anılarını sağlığında uzun uzadiye gazetemizde yayınlama imkanımız olmuştur, rahmetli Ali Çavuş Rum ve Ermeni çetelerin korkulu rüyası olmuş, Ali Çavuş ve kader arkadaşları bölgedeki Rum ve Ermeni çetelerin katliamlarını durdurmayı başaranmış bir kahramandır.

Bölgemizde kahramanlar olarak yine Rum ve  Ermeni çetelerle savaşan Giresun’un yiğit evladı  Topal Osman ve arkadaşları da Ali çavuş gibi kahramanlara destek vererek Rum ve Ermeni ayaklanmalarını bastıran Türk ve müslümanların katliamının durmasında önemli görev yaptığı yine tarihi kaynaklar ve büyüklerimiz anlatırdı.

Bugün yaşadığımız bu topraklar bizlere atalarımız tarafından emanet bırakılmış, bizlerde bizlere bırakılan bu kutsal topraklara en güzel şekilde sahip çıkıp, bizden sonraki nesillere teslim etmek zorundayız.

Emaneti ehline vermek gerekiyor, tarihte yaşanan süreçleri, milletimize karşı yapılan ihanetleri asla unutmamak gerekir, tarihin derinliklerine inmiş, unutturulmak istenen gerçekleri asla unutmamak gerekir.

Rumlar ve Ermeniler ülkemiz topraklarında huzurlu bir şekilde yaşadıkları halde her fırsat bulduklarında milletimize karşı yaptıkları ihanetleri asla unutmamak gerekir, işte Kıbrıs’ta yaşanan son hadiseler ve sürekli ülkemiz insanları tahrik ederek Kıbrıs adasın bölgesinde bulunan yer altı zenginliklerine tek başına sahip olma istekleri.

Rumlar Kıbrıs adası bölgesinde var olan yer altı zenginliklerini milletimizle paylaşmak yerine ABD, İsrail, Fransa, İngiltere, Almanya gibi  ülkelerle paylaşmayı, ülkemiz ile kavga yaparak yeni bir dünya savaşı çıkartmayı planlıyor ama buna güçleri asla yetmedi yetmeyecektir de.

Günün Sözü: 20 Haziran 1919 tarihini unutma, unutturma.