Önemli bir hatırlatmayı bizler okuduk, sizlerle paylaşmak güzel olacaktır.

BEN UNUTMADIM, SİZ UNUTTUNUZ MU?

1997 MGK gündemi ile 2020 gündemi kıyaslamasını yapınca nereden nereye geldiğimizi göstermek gerekir.

1997 MGK Gündemi :
1 – Türkiye genelinde cami, vakıf, dernek ve tarikatların irticai faaliyetleri takip edilecek.
2 – İrticai faaliyet gösteren personel ordudan ihraç edilecek.
3 – İlkokul’lar 8 yıl kesintisiz eğitime geçecek.
4 – Kuran Kurslarına 8 yıllık eğitimini bitirmeyen çocuklar alınmayacak.
5 – İmam Hatiplerde dahil olmak üzere bütün okullarda başörtüsü yasağı uygulanacak.
6 – Kamu Kurumlarında ve Türk Silahlı Kuvvetlerin’de başörtüsü yasağı uygulanacak, hatta başörtülü ziyaretci bile alınmayacak.
7 – Yeşil sermaye takip edilecek, irticai faaliyet için toplanan sermaye ve yapılan gayrimenkullere el koyulacak.
8 – Kurban dersini THK haricinde toplayanlara hukuki cezalar uygulanacak.
9 – İran’ın Türkiye’ye karşı kültür ve dini faaliyetleri takip edilecek.
10 – Sincan’da İsrail’i kötüleyen ve Filistin halkını savunan tiyatroyu yapanlar yargılanacak.

  • Gündemi

1-Teröre karşı önlemler devam edilecek.
2 – Suriye ve İdlip’de güvenlik artırılıcak.
3 – Libya ulusal hükümete destek sürecek.
4 – Doğu Akdeniz’de mavi vatan korunacak.
5 – İran-ABD gerginliği sağ duyu ile takip edilecek.

6 – Filistin’de siyonist saldırılar kınanacak, sözde 100 yılın anlaşması yok sayılacak ve Filistin halkına sahip çıkılacak.
7 – Elazığ depremi yardım çalışması takip edilecek.
8 – Somoli’de TÜRK vatandaşlarının da etkilendiği terör saldırıları önleme çalışmaları takip edilecek.

1997 yılı ile 2020 yılına bakıldığında her şey ortada, Türk ve Müslüman olarak yaşamak isteyen dini ve milli duyguları destekleyen her STK yasaklanacak, devletin kurumları tarafından takip edilecek olması sizce çok üzücü ve manidar değimli?.

İrticai faaliyetler içinde olan “ordu mensupları ordudan atılacak” sözleri gerçek anlamda vatana ve millete ihanet eden veya kötülük yapan insanların atılmasını sağlamadığı gibi, vatan ve millet aşkı ile görev yapan görevliler görevlerinden atıldığını biliyoruz!.

İmam Hatiplerde dahil olmak üzere bütün okullarda başörtüsü yasağı uygulanacak. Yıllarca bu milletin dini ve milli duyguları ile oynandı alay edildi, milletimizin yıllarının  kaybolmasına neden oldu, başa örtüsü ile uğraşanların bir kısmı; “benimde anamın başı kapalı” dedi ama baş örtüsüne saldırmaktan geri durmadı.

Bir milletin dini ve milli değerleri yok edilmek istendiğinde o milletin başarılı olması mümkün değildir zaten olmadı da, bir bez parçası olarak kavga bu ülkeye çok şeyler kaybettirdi.

Aslında baş örtüsü bir bez parçasından ibaret olmadığını herkes bilir, aslında kapanmak baş örtüsü ile olmadığını herkes de bilir, bunun manası şudur; bayanlar giyim kuşamlarına  dikkat etmeli, kıyafetleri vücut hatlarını belli edecek şekilde olmamalı, bu yalnızca bayanlar için geçerli değil erkekler içinde geçerlidir, aslında bu işi samimi olarak ele alındığında bayan veya erkekler vücut hatlarını belli edecek kıyafetler giymemeli sağlık açısından ve dini inanış bakımından dikkat edilmesi gereken bir husustur.

İnsanlar her kıyafeti giymekte özgürdür, dini inanışı bakımından kendilerini rahat hissedecek kıyafet giyerler ise tercih kendilerinindir, İslam’ın emirleri veya kuralları içinde vücut hatlarının dikkat çekmemesi, insanların vücutlarının  sağlıklı olması bakımından da önemli görülmektedir.

Kıyafet konusunda şu notu da düşmek isterim yıllarca bu ülkede Baş örtüsü sıkıntısı yaşandı, çok şükür ki TBMM de bulunan her siyasi parti artık ülkemizde bir Baş örtüsü meselesini gündemde çıkarttılar, artık siyasetçilerin gündeminde bir kıyafet meselesinin olmamsı ülkemizin kazancıdır, ülkemizde yıllarca tartışılan baş örtüsü tartışılırken baş örtüsü ile kapanan bayanlar başlarını kapatıp pantolon olarak giydikleri sitreç şeklindeki kıyafetler ise hiç şık değil yakışmıyor, hem dini inancımıza hem de milli kıyafet tarzına uygun değildir.

Bir kez daha ifade eldim; her insan istediği kıyafeti giyebilir, onun meselesi Allah ile kendi arasındadır lakin, yıllarca sıkıntı yaşanıp çok şükür son yıllarda ortadan kalkan baş örtüsü meselsi bu kez de “ başını kapatmış ama vücut hatlarını giydiği kıyafetle ortaya çıkartmış bayanlar neden böyle bir kıyafet giyiyorlar” diyerek konuşmalar ve hatta dar alanda da olsa tartışmalar yaşanmaktadır, değerli bayanlarımızın  giyimlerine inançları doğrultusunda dikkat ederler ise topluda sıkıntı yaşanmamış olur, yeri ve zamanı gelmişken not düşmek istedim.

1999 yılında yaşanan bir tartışmada; “Yeşil sermaye takip edilecek, irticai faaliyet için toplanan sermaye ve yapılan gayrimenkullere el koyulacak”, denmişti.

Günümüz dünyasında paranın renginin Yeşil mi?, Kırmızı mı?, Mor mu?kim nasıl bilecek, şimdi şunu yazsak yine tartışma konusu olacak; Müslümanların zenginleri olunca “yeşil sermaye” olacak, Müslüman olmayan zenginler olunca ne renk sermaye olacak?, onlara da ya Kırmızı veya Mor sermayemi demek gerekirdi?.

2002 öncesi bu memleket insanı çok çile çekti, her birimizi bir tarafa savurdular, hepimizin adına bir isim taktılar, bize Yeşil sermaye diyenler de aynı, Kırmızı veya Mor sermaye diyenlerde aynı, bizler renk sermaye kavgası ederken adamlar “Atı alıp, Üsküdarı aştılar” servetlerine servet kattılar bu ülkenin milli ve manevi değerlerine sahip samimi insanlarda hep sıkıntılar yaşadılar.

Geçmişi eşelemek, insanları karalamak adına bir şey asla söylemek istemiyoruz ama, tarihten ders almak için bazen yanlışları ortaya koymak gerekir.

Ne gariptir ki, “Sincan’da İsrail’i kötüleyen ve Filistin halkını savunan tiyatroyu yapanlar yargılanacak” bu süreçler yaşandı, Sincan ilçesinde gerçekleşen bir tiyatro oyunu sonunda iktidarlar yıkıldı belediye başkanları tutuklandı ülke kaosa sürüklendi.

Bu ülke de; insanları sağcı, solcu diye ayırarak aileler bölündü, parçalandı yiğit vatan evlatları bir hiç uğruna kara toprağa düştü.

Bu ülkeye sevdalı insanlar kara toprağa düşerken, bu sözler ile insanları ayrıştıranlar makamlarda saltanat sürdüler, dünyalıklarını kazanarak hayat sürdüler.

1997 yılı ile 2020 yılı arasındaki farklar toplumu ayrıştıran farklardı, çok şükür bugün her insan istediği gibi yaşıyor, renginden dolayı düşüncesinden dolayı hiçbir sıkıntı yaşamadan hayatlarına devam ediyorlar.

Günün Sözü: “Mescid-i Aksa’nın mahremiyetini koruyamazsak, yarın kem gözlerin Kâbe’ye çevrilmesini engelleyemeyiz”