Bir taraftan 17 Ağustos 199 yılında yaşanan depremi düşünürken, diğer taraftan ülkemizde siyasi kriz çıkartmak isteyenlerin amaçlarını anlamaya çalışıyoruz!.

17 Ağustos 1999 yılında yaşanan Gölcükte yaşanan Deprem bütün ülkeyi hüzne boğdu.

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7.4  büyüklüğündeki depremin üzerinden 19 yıl geçti, halen izleri silinmedi.

16 Ağustos 2019 gece saat 23.30 civarı telefon ısrarla çalıyor, telefona ilk fırsatta bakamadım çünkü arkadaşlarla hararetli bir sohbet yapıyorduk, telefon ısrarla çalınca açtım ve “efendim” dedim, karşımdaki ses; “Cemalettin kardeşim şu an televizyon izliyorum 1999 yılında yaşanan Deprem felaketi ile ilgili program yapıyorlar bende bu programa katılmak ve anlatmak istiyorum, bizde çok acı çektik 3 aile ferdimizi kaybettik, o anlarda yaşadığım acıları ve felaketi anlatmak istiyorum bana yardımcı olurmusun” dedi.  Anlaşılan o ki  aradan 19 yıl geçmesine rağmen halen acılar tazeliğini koruyor, telefondaki ses devam ediyor; “o kadar çok acı yaşadık ki devletten 1 kuruş yardım alamadık, destek alamadık” dedi, eklemeye devam ederken, şu sözlerimle arkadaşımı iknaya çalıştım; “biz TV çekimi yapmıyoruz, ancak sizlerle bir röportaj şeklinde sohbet gerçekleştirelim, duygularını anlatırsın bizde haber yapmış oluruz, bu konuda yardımcı olacağım söz” dedim, sevgili kardeşimiz ikna oldu ve telefon konuşması son buldu.

Evet; 1999 Gölcük depremi olarak tarihin derinliklerine yazılan bir felaketi ülke olarak yaşadık, bir daha yaşanmamasını diliyoruz amma, yaşamamak mümkün değil, Depremi yaşayacağız, inşallah felaketi yaşamayız!.

İnsanlar yaşanan felaketlerden ve sıkıntılardan ders alır mı?, bir kısım insanlar yaşanan felaketlerden ders alıyor, lakin belli bir kesim felaketlerden ders almıyor, alıyor gibi görülüyor, sonra yine felaketlere doğru koşuyor.

1999 Gölcük depremi deyince 1939-42 yıllarında Niksar-Erbaa-Erzincan depremi aklımıza  geldi, kısa bir hatırlatma yapmakta fayda var.

 

Yıl 1939, 26 Aralık’ı 27 Aralık’a bağlayan gece, sabaha karşı “Büyük Hareket” olarak da bilinen “Erzincan Depremi”nde Kelkit ırmağı boyundaki Erbaa, Niksar, Reşadiye, Suşehri, Koyulhisar, Erzincan ve Erzurum depremle sarsılmış, resmi rakamlarla toplam 32.962 kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 100.000 kişi de yaralanmıştır. Deprem sonrası TBMM’den 2 vekil başta Erzincan olmak üzere depremden zarar gören yerleşim yerlerinde incelemelerde bulunarak bir rapor hazırlamış ve 10 günlük tetkik sonrasında hazırlanan rapor bu iki vekil tarafından milletvekillerinin bilgilerine sunulmuştur.

20 ARALIK 1942 TOKAT ERBAA- NİKSAR DEPREMİ Merkez üssü Erbaa, Niksar hattı olan, 20 Aralık 1942 tarihinde yerel saat ile 17.03’te meydana gelen, Ms 7.0 büyüklüğündeki  deprem1939 ‘daki depremden daha fazla can ve mal kaybına sebep olmuş, Erbaa adeta haritadan silinmiştir.

Merkez üssü Erbaa, Niksar hattı olan, 20 Aralık 1942 tarihinde yerel saat ile 17.03’te meydana gelen, ms  7.0 büyüklüğündeki deprem, 1939’ daki depremden daha fazla can ve mal kaybına sebep olmuş, Erbaa adeta haritadan silinmiştir. Deprem, Niksar’ın doğusu ile Erbaa kuzeyi arasında yaklaşık 50 km’ lik bir yüzey kırığı oluşturmuştur.  Şehirde büyük hamam ile bir kaç ahşap yapı ancak ayakta kalabilmeyi başarmıştır. Depremde 3000 kişi can verirken 6300 kişi yaralandı. Erbaa bu depremde adeta haritadan silinmişti. 2295 ev yıkılmış, 4 otel, 4 fırın, 127 dükkân, 8 kahvehane, 13 depo ve belediye binası yerle bir olmuştur. 1942 depreminde 16 yangın olmuş, tutuşan evlerin hemen hemen tamamı yanarak yok olmuştur”. 1939 ve 42 yıllarında Erbaa ve Niksar küçük bir dünya felaketi yaşamıştır, bu sıkıntılı süreçleri asla unutmayalım.

Yukarıda ifade ettiğim gibi geçmişten ders almayanlar var, Niksar-Erbaa- Reşadiye bölgeleri 1942  yılından sonra ciddi bir deprem yaşamadı, inşallah yaşamaz ama, yaşayacaktır, çünkü Doğanın yeniden hayat bulması için, Yağmur, Kar, Şimşek ve Depremler olmak zorundadır, Cenabı Allah böyle bir dünya yaratmıştır, Niksar Ovasına doğru yapılaşmanın gitmesi, Dönekse bölgesine doğrı yapılanmanın açılma istekleri felaketin habercisidir,  felaketin kucağına düşmektir, Kuzey Anadolu nun en tehlikeli fay Hattı Kelkit ırmağı yatağı ve yakınlarıdır.

Kısa bir Niksar hatırlatması yaptıktan sonra 1999 yılında yaşanan felaket ve sonrasında yaşananları kısa olarak hatırlamakta fayda vardır.

FELAKETTEN AYRINTILAR!.

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 19 yıl geçti.

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 19 yıl geçti.

Kocaeli, Gölcük, Düzce, Sakarya, İstanbul ve Yalova’da büyük can ve mal kaybı ile yıkıma neden olan depremde resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken on binlerce kişi yaralandı.

Depremde, 35 bin 180 konut, 5 bin 770 iş yeri yıkıldı ya da ağır hasar gördü. 40 bin 757 konut, 6 bin 57 iş yeri orta, 45 bin 86 konut ve 6 bin 128 iş yeri de hafif hasarlı olarak kayıtlara geçti.

Marmara Depremi’nden en çok etkilenen Kocaeli’nde 9 bin 477 kişi yaşamını yitirdi, 9 bin 881 kişi yaralandı.

Depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti. 17 Ağustos depremi kaç şiddetinde? Depremin şiddetinin 7.4 olduğu bildirildi. Son yüzyılın en büyük depreminde 23 bin 781 yaralı, 505 sakat ve 285 bin 211 konutun da hasarlı olduğu tespit edildi. Yapım hatalarından dolayı çöken binaların müteahhitlerine, yaklaşık 2100 dava açıldı. Özellikle Gölcük’te binaların depreme dayanıklı yapılmaması, yanlış ve eksik malzeme kullanımı can ve mal kaybının fazla olmasına neden oldu.

Türkiye’nin önemli bir sanayi bölgesi olan Marmara Bölgesi’nde gerçekleşen deprem, çok geniş coğrafya’yı etkileyerek, ülkede büyük sıkıntılara neden olmuştur. Depremin ardından yapılan analizler sonucunda resmi raporlara göre 17 bin 480 ölüm, 23 bin 781 yaralı, 505 sakat ve 285 bin 211 konutun da hasarlı olduğu tespit edilmiştir.

Resmi kayıtlara göre Kocaeli’nde 9 bin 477, Sakarya’da 3 bin 891, Yalova’da 2 bin 504, İstanbul’da 981, Bolu’da 270, Bursa’da 268, Eskişehir’de 86 ve Zonguldak il sınırı içinde de 3 kişi olmak üzere toplam 17 bin 480 kişinin can verdiği büyük felakette yüz binin üzerinde insan da evsiz kalmış, yaklaşık 24 bin kişi yaralanırken, birçok kişi de sakat kalmıştı.

Sadece Kocaeli bölgesinde 17 bin civarında bina depremin ilk dalgasında çökerken, 91 bin konut orta hasar, 102 bin 822 konut az hasar gördü. 14 bin 133 işyeri hasar gördü. depremin ardından bölgede yaklaşık 45 bin prefabrik konut yaptırıldı. 150 binin üzerinde vatandaş kalıcı konutlar yapılana kadar prefabrik ve çadırlarda barındı.

Dün yaşanan sıkıntı ve felaketlerden mutlaka her insan ders almalıdır, bugünü mutlu yaşayanlar, yarınlarda felaketlerin olmaması için her yapının sağla ve sağlıklı bölgelerde kurulmasına dikkat edilmelidir.

Hiçbir kişi;  “benim oturacağım bina  depreme dayanıklı bölgede değil, deprem bölgesinde olsun, buraya %100 fazla masraf yaparım, o bölgede oturmak isterim” diyerek oturacağı binaya ekstradan harcama yapmaz, insanların geçici hevesleri uğruna riskli bölgelere yapılan yapılar daha az masrafla yapılan binalar olarak dikkat çekiyor, sonra felaket geldiğinde “nerede devlet” diyor.

Felaketler yaşanmak istenmiyorsa, sağlam ve sağlıklı bölgeler seçilmeli, doğal felaketlere göre yapılar yapılmalıdır.

Geçmişte yaşanan felaketleri asla unutmamak dileği ile, her felakette hayatını kaybeden insanlara Allah Rahmet eylesin, geride kalanlara sabırlar ihsan etsin.

Günün Sözü: DEPREMLER BİR FALEKET DEĞİL, DOĞAL BİR HAREKETTİR, DEPREMLER İNSAN ÖLDÜRMEZ, HATALI YAPILAR İNSANLARIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLUR.