Anasayfa | İletişim | Künye | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

REKLAM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

DÖVİZ

LiNKLER

"ÇAĞDAŞ BATI DEMOKRASİLER STANDARDI"

Okunma  Yazar : Abdullah YILDIZ
Okunma  Okunma : 130
Tarih  Tarih : 04 Şubat 2010 17:46

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Son günlerde medyada yer aldığı şekliyle, AK Parti hakkında yeni bir dava açılacağı dedikodusunu yaymak, toplumun demokrasiye olan inancını ve güvencini zayıflatır; ülkemizde çağdaş demokrasinin gelişmesine ve kökleşmesine zarar verir. Bugünlerde AK Parti’ye yönelik medyada yer alan; “sivil vesayet”, sivil diktatörlük” vb. karalama kampanyalarına cevap niteliği de taşıyan, AK Parti hakkında geçmişte gündeme getirilen benzer iddialara yönelik Anayasa Mahkemesi (AYM)’nin 30.07.2008 Tarih, 2008/2 Sayılı kararının sonuç bölümünden yaptığım alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum;  

“İddia makamı tarafından davalı partiye isnat edilen ve Anayasa Mahkemesince kanıt niteliğinde bulunduğu saptanan eylemlerin ağırlıklı çoğunluğu 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce 22. Yasama döneminde gerçekleşmiştir. Bu eylemlerle birlikte, iktidarda olan davalı partinin iç ve dış politikaya, yasama ve yürütme erkinin kullanımına ilişkin tüm icraatları kamuoyunun bilgisi dâhilindedir. Davalı parti üçte iki oranında yenilenerek 23. Yasama döneminde TBMM’de yerini almıştır. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde davalı parti seçmenlerin yarıya yakınının oyunu aldığına göre, halkın isnat edilen eylemler ile partinin bütün icraatlarını birlikte değerlendirerek davalı partiye onay verdiği görülmekte; buna dayalı olarak demokratik ulusal iradenin yasama ve yürütme görev ve sorumluluğunun davalı parti tarafından yürütülmesi yönünde somutlaştığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda saptanan ayrık haller dışında; davalı partinin iktidarı döneminde 1963 Ankara Antlaşması’yla birlikte Türkiye’nin temel dış politikası haline gelen Avrupa Birliği’ne giriş çabası sürdürülmüş, adaylık statüsünün elde edildiği 1999 yılından başlatılan hukuksal ve siyasal reformlara hız verilmiş, gerek Anayasa’da gerekse yasalarda esaslı değişiklikler yapılmıştır. Bu çerçevede Anayasanın 10., 30., 38., 90. ve 101. maddelerinde yapılan değişikliklerle savaş zamanlarında dahi ölüm cezalarını olanaklı kılan kurallar Anayasadan çıkarılmış, uluslararası insan hakları sözleşmelerine yasaların uygulanmasında öncelik tanınarak ulusal uygulamaların uluslararası insan hakları standartlarına uygunluğu sağlanmış, basımevi ve basın araçlarının hiçbir şekilde suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemeyeceği ve işletilmekten alıkonamayacağı esası benimsenmiş, kadın-erkek eşitliğinde ileri bir aşama olan pozitif ayrımcılık temel bir anayasal ilke olarak kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanının doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının yargılamanın yenilenmesi nedeni sayılması, Uluslararası Ceza Divanın yargılama yetkisinin kabul edilmesi, 1966 tarihli Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile Kültürel, Ekonomik ve Sosyal Haklar Sözleşmeleri başta olmak üzere birçok uluslararası temel hak ve özgürlük belgesinin iç hukuka aktarılması, gayrimüslim azınlıkların statülerinde iyileştirme sağlayan yasaların kabul edilmesi, daha az temel hak sınırlaması içeren dernekler yasasının kabul edilmesi gibi, ülkenin daha demokratik ve özgürlükçü bir yapıya kavuşturulması çabaları, özellikle ataerkil ve geleneksel toplumsal yapıyı modern bir dönüşüme açma fırsatı sunan kadın-erkek eşitliğinin Anayasaya aktarılması, Avrupa Birliğiyle müzakerelerin başlatılması, uluslararası sorunların barışçı yolla çözümüne aktif katkısı dikkate alındığında, davalı partinin sahip olduğu iktidar gücünü ülkenin çağdaş batı demokrasiler standardına kavuşması yönünde kullandığı açıktır.

Üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması amacını taşıyan ve TBMM’de temsil edilen kimi partilere mensup milletvekillerin teklif ve Genel Kurulda oylanması sırasındaki desteğiyle kabul edilen 5735 sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanun’un laiklik ilkesine aykırılık nedeniyle iptal edilmesinin ardından davalı parti seçmen kitlesini eyleme ve şiddet hareketlerine teşvik etme gibi, üstlendiği iktidar gücünü bu yönde kullandığına ilişkin delile de rastlanılamamıştır.

Bu açıklamalar ışığında davalı partinin demokrasiyi ve laik devlet düzenini ortadan kaldırma veya anayasal düzenin temel esaslarını şiddet kullanarak ve hoşgörüsüzlükle tahrip etme amacı, bu amacı somutlaştıran eylemleri ve elindeki iktidar olanaklarını şiddet doğrultusunda kullandığına ilişkin veriler saptanamamış, bu eylemler kapatmayı gerektirecek ağırlıkta görülmemiştir.” (Resmi Gazete 24.10.2008 / 27037)

***

Yazdyrylabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et

SON DAKİKA HABERLERİ

Cemalettin BİLGİN Cemalettin BİLGİN
KANSERİ YENDİ, ŞİFA DAĞITIYOR
Namık BİLGİN Namık BİLGİN
Bu Defa Evet
Yüksel ALTUNER Yüksel ALTUNER
HALK OYLAMASI (2)
Abdullah YILDIZ Abdullah YILDIZ
ANAYASA MAHKEMESİ NE DİYOR?
H.Çınar Aybak H.Çınar Aybak
Ceviz
Hami KARSLI Hami KARSLI
Dr. ALİ NEJAT ÖLÇEN(*)
Bülent YILDIRIM Bülent YILDIRIM
BÖYLE BUYURMUŞ ZERDÜŞT
Murat KEÇECİ Murat KEÇECİ
Bir çocuğunuz daha var!
Zeynep BOYNUDELİK Zeynep BOYNUDELİK
VİCDAN SIZLIYORSA EĞER
Atalay KARAHAN Atalay KARAHAN
ESMÂÜL HÜSNÂ

ANKET

Niksar'da hangi hizmetlerden memnunsunuz?




Tüm Anketler

Copyright © 2008. Niksar Bilgin Matbaası