| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | İletişim | Künye | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORiLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLARDÖVİZLiNKLER |
BAKİ KALAN BU KUBBEDE ZAMAN TÜNELİNDE YOLCULUK-4
Tayyareci Kamil yumuk Hüseyin’le Hükümete giriyor. Foto İlyas Tekkök Hükümetten inen yokuştaki dükkanının önünde bir talabenin fotoğrafını çekiyor. Softoğon Yılser’e selam veriyorum. Bazloğlu bir köylü ile tapu meselesini konuşuyor. Tın Kabak Ali Osman Kılıç geliyor, Ulucan tarafından Kendi kendine söyleniyor:”Ya omuz, ya koltuk diye”.Deli Bedir yukarı çarşıda sebze satan babası Abdurrahman ve kardeşi kambur Rabia’ya bağıra bağıra bir şeyler söylüyor.Çocuklar Abdurrahman’I kızdırmış herhalde.Elindeki sopayı sallayıp , ananızı (sinkaf sinkaf) diye bağırıyor. Muzaffer Bozbeyoğlu (fıs) bir minibüsün içinde oturuyor. Dişçi Hamza birinin dişini sökerken Muzaffer’le evleneceğini söylüyor. Sinemacı Rahmi Üngör’ü fötr şapkası, yeleğine takılı köstekli saati ve ağzında ağızlıklı sigara içerken sinemanın önünde görüyorum.Oğlum Ayhan, Ziraat Fakültesini kazandı, hemi de mekine bölümünü, diyor. Babana söyle, ekmekçi Ahmet Usta ile Salı günü Celal Bayar gelecek.Onu karşılayacağız diyor. Sıhhiyeci Durmuş Canik birine iğne yapıyor.Baki’ye de söyledim fazla oya yapmayın diyor. Tüfekçioğon Halis hadi kebap yemeğe gidelim diyor. Yukarı çarşıda otel olarak kullanılan bir binanın bahçesindeki kebapçıda oturuyoruz.Yüzünün yarısı tekke gülü.Yeşil gözleriyle huzur veriyor insana. Bir kadeh içelim mi? diyor. Hacılığa halel gelmez mi? diyorum. Benim hacılığım göstermelik değil, kalbimde diyor. P.T.T.Müdürü Halis Evirgen lokantada.Biraz çakır keyif. “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr, Sene 1946 mevsim sonbahar”, diyor.Ellerini göğsüne vurup “yâr yâr, seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar” diyerek, Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun o güzel “Sitem” adlı şiirini okuyor. Doktor İsmet Sakarya Hanife bacımı soruyor ve ekliyor:Halkevine Aşık Veysel gelmiş, dinlemeye gidelim . Ali Nejat Ölçen Ankara’da Devlet Planlamada çalıştığını söylüyor. Öğretmen Halis beyle oğlu Yekta Güngör Özden Ulucan İlkokulundan içeri giriyor. Yukarı çarşıdaki otellerinin önünde,Veteriner Sebahattin kardeşi Ziraat Mühendisi Fahri Seçkin’e Dişçilik Fakültesine kaydoldum diyor. Sebahattin Şimşek kardeşi Hüsamettin ile Derebağ’a gidiyor. Resim öğretmeni Bekir Bey eşi Biçki-Dikiş öğretmeni Saadet Hanıma ortaokul yolu üzerinde yaptırdığı iki katlı evi gösteryor. Ortaokul Müdürü Korkut Araz pazartesi sabahı okula gelen çocuklara hitaben konuşma yapıyor.Türkçe öğretmeni Kemal Mollaoğlu çocukları sıraya sokmağa uğraşıyor.Fransızca öğretmeni Müzeyyen Öngören, Çınar, amcanın kiralık evi varmış, biliyormusun? diye soruyor. Beden Eğitimi dersinde çocuklar veleybol oynuyorlar, Ortaokulun önünde.48 Turgut Özeke sol eliyle öyle bir vuruyor ki topu kurtarmak mümkün değil. Tekkoğon Recep Orman Muhafaza Memuru olmuş diyorlar.Yolda rastlıyorum.Ayvas’ın yakınındaki karpuz tarlasında, sayvanda geçirdiği günleri anlatmasını istiyorum. Elini beline koymuş, başında kasketi, golf pantalonu giymiş Orhan Özdemir,Ortaokulun karşısındaki evlerinin önünde kardeşleri Ayhan ve Kayhan Özdemir’e eve gitmelerini söylüyor. Çitil Memet biriyle münakaşa ediyor. Hadiye, Cemile, Aydın Altunkaya kardeşler Melik Gazi yolundaki evlerine gidiyor. Küfür Müftüsü Karadayıların Durmuş Semiha Güney ile alışverişe çıkmış. Kadir Kırnık, yeşil gözleri ve protez bacağı ile beni karşılıyor, Ulucan İlkokulunun önünde. Abinle gel de nışan davetiyelerini yazalım daktiloda diyor. Akil Erdem’e rastlıyorum.Yeşil gözleri pırıl pırıl.Hava Harp Okuluna kaydoldum diyor.Yanındaki kambur Abdurrahman emmi de mutlu. Ceğli yenge Nuriye ve Osman Aybak’ın oğlu Kara Memet kasketini yana eğmiş, yampiri yampiri geliyor Kaleiçinden. Tapucu Nuri Efendi Hükümetin önünde ikinci defa evlendiğini anlatıyor.Yeni Fıkralar yok mu? diyorum .Başından geçen bir olayı başlıyor anlatmaya.”İstanbul’a gittim, geçen hafta. Bindim Galata köprüsünden bir vapura. Hava sıcak, güneşli.Güverteye çıktım. Baktım sarışın bir hatun. Geçtim oturdum karşısına. Avrat güzel mi güzel. Hatuna bakarken içim geçmiş, uyumuşum.Birisi dürttü. Baktım tepemde iki üniformalı gemici. Büyükada’ya gelmişiz.Halbuki ben Bostancı’da inecektim vapurdan.Gemicilere Bostancı’ya geldik mi? deyince gemicilerden biri aha bi mal daha deyip güldü.” Tapucu Nuri anlatınca gülmemek elde değil, gemici gibi. Hava kararmağa başladı.Akşam oldu.İnsanlar telaşla evlerine gidiyor.Ne aceleniz? durun sohbet edelim diyorum. Zaman bitmek üzere, işimiz var diyorlar. Bekçi Basri’nin düdük sesi geliyor Ulucan tarafından.Şükrü Kızılaslan, kardeşi Fikri’ye bir şeyler anlatıyor. İlahiyatçı olur bu çocuk ileride diyorum. Uzaklardan, çoook uzaklardan, Karşıbağ’dan Gırnatacı Halil’in yanık nağmeleri geliyor. Sonuna geldik Zaman Tüneli’nin . Baki kalan bu kubbede, hoş bir seda imiş!”
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 1 yorum yazylmy?tyr. halil
[ 24 Aralık 2009 01:21 ]
SN ÇINAR ABİ TÜM YAZILARINIZI ZEVKLE OKUDUM.NİKSARIMIZIN O YILLARINI PEK BİLEMİYORUM AMA TÜM YAZILARINIZI ZEVKLE OKUDUM.TEŞEKKÜRLER.Baki kalan bu kubbede, hoş bir seda imiş!”
Yorumların tamamını okumak için tıklayın.
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Copyright © 2008. Niksar Bilgin Matbaası |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||