Atalarımız ne demiş?; “TÜFEK İCAT OLDU MERTLİK BOZULDU” sözleri ile belli  dönemlere damga vurulmuş.

Atasözleri çok önemli ve kıymetli uzun hayat mücadelesi sonrasında atalarımız gelecekte yaşanan sıkıntılara dikkat çekmiş.

Bu ülkede 86 milyon insan yaşıyor, 4 milyonu göçmen insanlardan oluşuyor, diğerleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından oluşuyor.

Ülkemizde 4 milyon göçmen içinde en fazla olanları Suriyeli vatandaşlarımız, sanırım daha sonra Ermeniler geliyor.

Daha önceden yazmıştı, Klavye Borazancıları neden “Suriyeliler dışarı” derken, Ermeniler konusunda hiçbir söz söylemiyorlar?, sanırım Klavye Borazancılarının çoğu bu ülkeye düşmanlık yapanlardan oluşuyor, bu ülkeyi sevmiş olsalar, bu ülkede kaos çıkmasını istemezler. Mademki bu ülkede 4 milyon göçmen yaşıyor, bunların içinde bu ülkeye en büyük ihanetleri Ermeniler yaptığı halde “Ermeniler dışarı” demeyip sürekli “Suriyeliler dışarı” diyenleri iyi araştırmak gerekir.

Ülkemizde ciddi sıkıntıların var olduğunu düşünüyorum, hem AK Parti içinde, hem de devletin kurumları içinde AK Parti iktidarının yıkılması için ciddi çalışmalar yapıldığını düşünüyorum.

Sosyal medyaya bakınca Klavye Borazancılarının sesi çok çıkıyor, bu ülkeyi ve insanları seven insanların sessiz kaldığı bir ortamda, ilerleyen zamanda huzurlu olmak zor gözüküyor!.

Güzel bir söz var; “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur”  bu sözleri rahmetli İsmet İnönü söylemiş, güzel ve anlamlı sözler.

 

Klavye başında devlet adamlarına en ağır hakaretleri yapanlar geri zekalı bir şekilde hakaret ederken, namuslu ve memleket sevdalıları bunlar kadar  cesur ve cesaretli olmak zorundadır.

Sosyal medya hakimiyeti şu an için Klavye borazancıların elinde sayılır, buna farklı kesimleri ayrı ayrı  yazmaya gerek yok, bazen tüm sosyal medyadan çıkıp “bir daha girmeyeyim” diye düşünüyorum ama meslek gereği bunu yapma şansımız asla mümkün değil.

Her kurum ve kişi eleştirilebilinir, her insan hatalıdır ama eleştirinin dozunu kaçırmak ötesinde sürekli hakaretlerin yapılmasına tahammül etmek mümkün değil.

Müslüman ülkeler “neden zafiyet içinde?” diye sorular soruluyor, bunun nedenini dışarıda aramaya gerek yok ki, etrafınıza bakınız kimler kimleri yok etmek için uğraşıyor?.

Bizler Müslüman ülkede doğduk, çok şükür Müslümanız, ama Müslümanlığın karşılığı olan insani duygulardan her geçen gün uzaklaşarak bir başka dine doğru yolculuğa başlandı sanki!.

İslam Cenabı Allah’ın göndermiş olduğu son din, İslamiyet son din olduğu için ve bizlerde çok şükür Müslüman olduğumuza göre, neden İslam’ın şartlarını yerine getirmiyoruz?.

Pek çok örnek vermek mümkün, ama iki gün önce yaşanan bir konuyu gündeme getirmek isterim.

Pazar günü ebedi yolculuğa çıkan Nalbantlar Cami Hatibi Mahmut Ali Pilgir hocamızın cenazesinde kısa bir mesaj verildi, hocamızın helalliği alınırken kardeşi Ahmet Pilgir hocamız; “abim görevini layıki ile yapan bir insandı, yaptığı dini görevlerden dolayı hiç para almazdı” sözleri biraz yankı buldu, bu yankılanma farklı taraflara da yansıdı, bu yansıma şık olmayan sonuçlar doğurdu!.

Çok derinlere dalmadan, kavgaya ve gürültüye meydan vermeden sı-onuca gitmek istiyorum.

Bir din adamı yapması gereken görevi layıkı ile yaparken, Allah’ın emirlerini söylediği zaman, dinleyenler ona kırgınlık gösteriyorsa, bir insan doğru söyledi diye etrafında bazı insanlar ondan uzaklaşıyor ve arkadaşlığını bozuyorsa, devletleri yönetenlerin kavgasının olmasını artık normal karşılamaktan başka çaremiz yok!.

Bir arkadaşımız şu sözleri yazmış ve paylaşmış;  “Neden Ehli Sünnete saldırıyorlar?, çünkü Ehli Sünnet hakimiyet kurarsa, Hilafet geri gelecekte ondan. Nasıl ki İngilizler “bizden sanılan paşalar” eliyle Hilafeti yıktılarsa, bugün aynı şekilde bizden sanılan Hocalar eliyle, geri dönmesine mani olmak istiyorlar!.” diyor, bu yazı biraz fazla fırtına estirecek noktada ama, önemli olan bir gerçeğin ortaya konmasıdır, neden Müslüman ülkelerinde huzur yok?, bu yok kelimesinin karşılığını bulmak için bu notları iyi okumak ve değerlendirmek gerekir.

Bir başka ata sözlerini paylaşalım; “ÜZÜMÜNÜ YE, BAĞINI SORMA”, diyor, bu sözleri kim kullanıyor?  biz Müslümanlar, anlamı ne?, Üzüm ye ama neren geldiğini asla sorma, yediğin Üzüm veya başka bir üründe olsa yediğinin nereden geldiğini sormadan ye!, sonucunu hiç düşünme!.

Bir başka atasözü; “ BAL TUTAN PARMAĞINI YALAR”, söze bakarmısın?, tamam Bal çıtasını eline aldığında Bal bulaşırsa parmağını yalamak gerekir ama, bu söz gerçek balın parmakla yalanması değil, devletin kurumlarında görev yapan bazı kişilerin o kurumun imkanlarını kendi çıkarları için kullanmasına yönelik bir sözdür.

Bir başka söz; “NOKTA KADAR MENFAATE VİRGÜL GİBİ EĞİLİRİM”, sanırım bu günümüzde tam isabetli sözlerden bir tanesi, adam koltukta oturmak adına nokta kadar menfaati için virgül gibi eğilmenin ötesinde yılan gibi uzananlar var!.

Bir başla söz; “GELEN AĞAM, GİDEN PAŞAM”, buda günümüzü anlatan önemli ata sözleri içinde yerini almış ve muhafaza ediyor. Ben bu koltukta oturayım da kim ne yaparsa yapsın, mantığında olanlar var, memleket yansa umurunda olmayanların olduğu bir zamanda yaşıyoruz, ama bu tipler sosyal medyada fazlaca gözüküyorlar!.

Bir başka önemli söz; “KAZ GELEN YERDEN TAVUK ESİRGENMEZ”, servet sahibi olacaksan, küçük harcamalara veya katkı sağlamaktan geri durma!, anlamı taşır, yani “devletin malı deniz, yemeyen keriz” sözlerini de buna eklemek sanırım daha destekli olacaktır!. Ne garip değimli?, devletin malının korunması gereken yerde, “devletin malı deniz, yemeyen keriz” diyerek dürüst ve namuslu insanları karalamaktan asla geri durmayanların olduğu bir memleketteyiz!…

Şimdi tüm atasözlerini perçinlemek için yazalım; “BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YIL YAŞASIN” en çirkin sözdür, bu sözler!. Akılı insanlar şunu düşünmek zorundadır, evet bugün Yılan belki sana dokunmuyordur, çünkü onun yiyeceği kelleler vardır, o asalak kelleler bitince Yılan kimi yiyecek?, yukarıdaki sözleri söyleyerek hayatlarını geçireni!.

Evet; günümüzde Klavte borazancıları çok ve yukarıdaki sözleri sürekli tekrarlayarak silahşörlük yapıyorlar.

Günün Sözü: GEMİSİNİ YÜRÜTEN KAPTAN.