Gezi olaylarını hatırlamayan varmı?

27 Mayıs tarihinde başladı Temmuz ayının ilk haftasına kadar sürdü.
Gezi Parkı’nın Asker Ocağı caddesine bakan duvarın 3 metrelik kısmı gece 22.00 civarında yıkıldı. Aynı zamanda 5 ağaç da yerinden söküldü. Taksim Dayanışma grubunun üyeleri iş makinalarının önüne geçerek daha fazla yıkım yapılmasını engelledi. Ardından bu gruptan 50 kişi parkta çadır kurarak sabaha kadar nöbet tuttu.

Gezi olaylarında devletin ne kadar ekonomik zarara uğradığını unuttunuz mu?, o zaman bizler kısa bir tur yapalım.

Olayların başladığı Mayıs 2013’te %4,52 ile cumhuriyet tarihinin en dip seviyesini gören politika faizlerigezi olayları sonrasında %8,5’e tırmandı. Gezi’den 7 ay sonra hükümeti devirmek için yapılan 17/25 Aralık girişimlerinin ardından Merkez Bankası’nın %11’e yükselttiği faizlerin Türkiye’ye maliyeti büyük oldu. Daha sonra kademeli olarak indirilerek yüzde 7,5 seviyesine çekilen politika faizlerinin yüksek olması nedeniyle yatırım, istihdam, üretim, ticaret ve ihracat gibi temel ekonomik faaliyetler Türkiye’nin potansiyelinin çok altında seyrediyor.

Tuna, “AK Parti öncesi, 2002’de borçlanma faizi %63 idi. 2013 Mayıs ortasında %4,61’e indi. Buna göre Türkiye son 13 yılda 642 milyar lira faiz lobisine para vermemiştir. Reel sektörün yabancı para pozisyon açığında da son rakam 170 milyar $ ve buradaki artış 34 milyar liradır” dedi.

TÜRKİYE’NİN KAYBI 157 MİLYAR DOLAR
İ.Ü. Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Kadir Tuna konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Gezi olaylarından bu yana, 17 Aralık sürecini de kapsayan dönemde Türkiye toplamda 156,8 milyar dolarlık bir kayıpla karşı karşıya kaldı. Gezi olayları başlamadan önce borçlanma faizi Türkiye’de 4,61 idi. O dönemde faiz oranının tarihsel olarak, Türkiye tarihinin en düşük oranına inmişti. Ama maalesef faiz neredeyse 11’ler seviyesine çıktı. Bunun anlamı sudur; hem Türkiye’nin ülke olarak borçlanması Türk parası üzerinden iki katından fazla artmıştır hem de üretim niyetinde olan, üretimin içinde olan iş adamlarının borçlanmaları, kredi almaları iki katından fazla artmıştır. Sonuçta Türkiye’de, repo ihale faizi %4,5’den %10’a yükselmiş, marjinal fonlama faizi %7,5’den %12’ye çıkmıştır. 17 Aralık operasyonlarının başladığı tarihinden bir gün öncesiyle 5 Şubat’ı baz alırsak Türkiye’deki reel faiz, borçlanma faizi oranı 1,79 puan artmıştır” ifadelerini kullandı.

Evet;  ülkemiz Gezi olaylarındaki ekonomik zararı 157 milyar dolar. Buyurun beyler bu nasıl bir vatan severlik?.

Gezi olayları 2013 yılında gerçekleşti halen sıkıntıları devam ediyor, şimdi yeni bir olaylar zincirini çıkartmaya çalışanlar var.

Şimdi kaz dağları bahane ediliyor, kaz Dağlarına 40 kilometre uzakta olan bir çalışmayı bahane ederek Kaz dağları yok oluyor” bahanesi yapılarak yeni bir gezi olayına başlandığını görüyoruz.

Kaz Dağları olayını çıkartmak isteyenlerin, Gezi Olaylarına ne kadarda Çok benziyor değilmi?, Ortalıkta Hiçbir şey Yokken Türkiye Yatırımlar Üstüne Yatırımlar açılışlar Yaparken, Biranda bir yerlerden Emir Geliyor. 10 binlerce İnsan Anında Toplanıyorlar Sözde Ağaç Kıyımını Protesto İçin Kazdağlarına Hareket Ediyor.
Soruyoruz?, Bunların Yemek İçmek Yol Gibi! Finansman Masraflarını Kim Sağlıyor?. Gezi Olaylarında İstihbaratın Ulaştığı Bilgiye Göre,
Gezi Olaylarının Finansörleri 10 Ayrı Yabancı Finansör..
Yurt Dışı Hesaplarından Türkiye’ye Para Transfer Ediyorlar..
Dün: Gezi Olaylarında Ceplerine 100’er TL Sıkıştırılıp 3-5 Ağacı Bahane Edip Ülkeyi Ateş Topuna Çevirip Ülke Ekonomisine Milyarlarca Zarar Verenler, Kaz dağlarını bahane ederek bu ülkeye yeniden zarar vermeye kalkmasınlar.

Hükümetlerin yaptıkları hatalar var ise onu protesto etmek gayet normal ama, ülkeyi kaosa sokmak isteyenlere bu millet asla fırsat vermeyecektir.

Hak “arıyoruz” diyerek, ülkeyi kimse kaosa sürüklemeye hakkı olamaz.

Gezi olayları ve daha önce ülkemizde kaz Dağlarını bahane ederek çıkan olaylara kısa göz attık, yine kısa tur yapalım hafızaları tazelemekte fayda vardır.

Almanya ve Avusturalya menşeli şirketlerin ortaklığında kurulan Eurogold firması 16 Ağustos 1989’da maden arama ruhsatı aldı, 1991’de tesis inşaatına ve maden için ön hazırlıklara başladı. 2005’ten beri Koza Altın İşletmeleri tarafından işletilen maden ocağı 90’lar ve 2000’lerde birçok kez el değiştirdi, hisseleri Amerika, Almanya, Avusturya, Fransa ve Kanada menşeli şirketler arasında gidip geldi

 

Madende dinamit patlatılmaya başlanınca 1997’de 50’nin üzerinde eylem yapıldı. 22 Nisan 1997’de sabaha karşı 4000 civarında köylü maden sahasını işgal etti. Aynı sene Danıştay’ın kapatma kararı uygulanmayınca “apaçi eylemi” yapıldı, yüzlerini boyayan köylüler ellerinde baltalarla maden etrafında nöbet tuttu. 26 Ağustos 1997’de üç otobüs dolusu köylü kendilerini Boğaz Köprüsü’nün parmaklıklarına bağlayarak trafiği iki saatliğine tıkadı. Yargı kararının uygulanmamasına tepki olarak 30 Kasım 1997’de yapılan nüfus sayımında 8 köyden yaklaşık 10 bin kişi kendilerini saydırmadı, “hükümet bizi saymıyorsa biz de sayılmayız” dedi.

Bergama köylüleri 97 ve 1999’da Akkuyu Nükleer Santrali’ne karşı da eylemler yaptı. Bergamalı erkeklerin yarı çıplak eylemlerinden ilham alan Akkuyu direnişçileri de eylemlere üstsüz gitmeye başladı.

Kazdağlarını bahane ederek Bergama olaylarını çıkartanlar, açılan işyerine personel alım ilanı çıktıktan sonra bakınız nasıl bir durumla karşılaşıldı!…

İşçi alımı için söz konusu işletme personel alım formunu 2 bin adet bastırıyor, sonrası!…

Yeni form basılacak; ve dün Bergama… Ovacık köyü yakınındaki altın çıkarmaya hazırlanan Eurogold, eleman alımı için form dağıtmaya başladı. 2 bin adet iş başvuru formu, 3 saatte tükeniverdi. Şirket yeni form bastırıp 6 Nisan’a kadar dağıtacağını hatta bu yüzden hafta sonu bile açık kalacaklarını açıkladı. Hopdediks’in heykelini dikmeye hazırlanan arkadaşları ise bu kez sessiz kalmayı tercih etti”.

Ülkemizde hükümetleri yıkmak için başlatılan her eylem ülke ekonomisine atlan en büyük darbedir, Hak aramak başka şey, ülkenin ekonomisini yerle bir edip, başka ülkelere boyun eğmesini istemek başka şeydir.

Günün Sözü: HAK ARAMAK, ÜLKEYİ KAOSA SÜRÜKLEMEK OLMAMALI.